DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

19 Yaşında Cepheye Koşan Naci Talat'ın Erenköy Mektupları Yıllar Sonra Gün Yüzüne Çıktı

10 Ağustos 2026 36 okunma
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Erenköy Direnişi'nin 62. yıl dönümünde babası Naci Talat'ın 1964 yılında ailesine yazdığı mektupları kamuoyuyla paylaştı. Mektuplar, henüz 19 yaşında üniversite eğitimini bırakarak vatan savunmasına katılan bir gencin cephedeki yaşamına ve duygularına ışık tutuyor.

Sıla Usar İncirli, üniversite eğitimlerini yarıda bırakarak memleketlerini savunmak üzere Erenköy'e çıkan 500 mücahidin direnişinin, Kıbrıs Türk tarihinin unutulmaz destanlarından biri olduğunu vurguladı. İncirli, babası Naci Talat'ın henüz 19 yaşındayken arkadaşlarıyla birlikte Erenköy'e çıktığını belirterek o dönemde ailesine yazdığı mektuplardan bölümler paylaştı.

14 Ağustos 1964 tarihli ilk mektupta Naci Talat, helikopterin köye iniş yaptığını ve mektupları götürecek olması nedeniyle kısa yazmak zorunda olduğunu ifade ediyor. "O korkunç saldırıdan sağ salim çıktım. İnşallah yakında kavuşacağız" sözleriyle ailesine umut veren Talat, tam dört aydır bölgede olduğunu da ekliyor.

20 Ağustos 1964 tarihli daha uzun mektubunda ise yaşanan çatışmaların dehşetini anlatıyor. 2000 kişilik bir Yunan ordusuna karşı 500 mücahitle verilen nispetsiz mücadeleye dikkat çeken Talat, havan, bazuka, top, hücumbot ve uçak bombaları altında kaldıklarını belirtiyor. Günde en az 300 havan mermisinin yağdığını aktaran Talat, çekilme sırasında hiç zayiat vermediklerini ve sonunda jetlerin yetiştiğini yazıyor. Mektubun en acı bölümü ise iki yakın arkadaşı Salahi ve Süleyman'ın gözlerinin önünde şehit düştüğü anlara tanıklık etmesi. Talat, o infilakta bulunup da yaralanmadan kurtulan tek kişinin kendisi olduğunu belirterek ailesinden endişe etmemelerini istiyor.

12 Ocak 1964 tarihli mektupta ise cephedeki zorlu kış şartları öne çıkıyor. Soğuk ve yağmurlu havadan şikayet eden Talat, yeni gelen sekiz kişilik çadırlara rağmen nöbetlerin çok zor geçtiğini dile getiriyor. Ailesinden yün çorap, kazak ve kalın pantolon gibi ihtiyaç malzemeleri talep eden Talat, babasının polis pantolonlarının daraltılıp gönderilmesini rica ediyor.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör