DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Akpınar'dan güvenlik tartışmalarına sert çıkış: Korku siyaseti ülkeye zarar verir

18 Ağustos 2026 127 okunma
Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhat Akpınar, CTP lideri Sıla Usar İncirli'nin hükümet ortaklarına yönelik "suç ortağı" sözlerini ağır bir siyasi itham olarak değerlendirdi ve güvenlik konusunun korku siyasetine alet edilmemesi gerektiğini söyledi.
Öne Çıkanlar
  • Akpınar, İncirli'nin "suç ortağı" ifadesini kabul edilemez buldu.
  • Güvenlik tartışmalarının korku ve kaos algısı yarattığını savundu.
  • KKTC'yi güvensiz göstermenin turizm ve yatırıma zarar vereceğini belirtti.
  • Akpınar, güvenlik sorunlarını inkar etmediklerini, yapıcı destek verdiklerini söyledi.

Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, son dönemde ülke gündemini meşgul eden güvenlik tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Akpınar, CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli'nin hükümet ortakları için kullandığı "suç ortağı" ifadesini "talihsiz, siyasi nezaketten uzak ve kabul edilemez" sözlerle eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın siyasi dil konusundaki açıklamalarına da atıfta bulunan Akpınar, siyasette kullanılan üslubun temiz olması gerektiğinin altını çizdi. Güvenlik konusunun siyasi tartışmaya açık bir alan olduğunu, eksikliklerin eleştirilebileceğini ve hükümetin sorgulanabileceğini belirten Akpınar, bunların demokrasinin doğal işleyişi olduğunu ifade etti. Ancak suç olayları ve toplumsal kaygılar üzerinden KKTC'nin "kontrolsüz bir suç coğrafyası" gibi lanse edilmesinin doğru olmadığını savundu.

Cumhuriyet Meclisi'nde güvenlik başlığı altında ortaya konulan tabloyu da eleştiren Akpınar, yapılanların toplum güvenliğine katkı sağlamaktan çok kamuoyunda korku ve kaos algısını beslediğini ileri sürdü. KKTC'nin bulunduğu coğrafyanın güvenli ülkelerinden biri olduğunu vurgulayan Akpınar, uyuşturucu, fuhuş, insan ticareti, kara para, kayıt dışı ekonomi, şiddet ve organize suçlarla tavizsiz mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti. "Bir tek suç dahi bizim için önemlidir" diyen Akpınar, güvenlik sorunlarını küçümsemenin yanlış olduğu kadar suç olaylarını büyüterek ülkeyi güvensiz göstermenin de aynı derecede yanlış olduğunu dile getirdi.

Akpınar, ülkede oluşturulacak yapay bir korku ortamının turizm, yükseköğretim, yatırım, emlak, inşaat ve esnaf başta olmak üzere birçok sektöre zarar vereceğini belirtti. İçişleri Bakanlığı ve Polis Örgütü'nün güvenlik alanındaki çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Akpınar, personel kapasitesi, teknik altyapı, teknolojik imkanlar, istihbarat ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. DP'nin güvenlik sorunlarını görmezden gelmediğini vurgulayan Akpınar, "Sorunları inkar etmiyoruz. Güvenlik konularında her türlü yapıcı desteği veriyoruz. Korku üretmiyoruz, gerekli önlemlerin alınması için destek veriyoruz" ifadelerini kullandı.

KKTC'de nüfus hareketliliğinin arttığını, turizm ve yükseköğretimin geliştiğini belirten Akpınar, farklı ülkelerden insanların çalışma, eğitim, yatırım ve yaşam amacıyla ülkeye geldiğine işaret etti. Bu nedenle güvenlik anlayışının da değişmesi gerektiğini kaydeden Akpınar, "Bu yeni sosyolojik yapıyı 50 yıl öncesinin yaşam algısıyla ve şartlarıyla yönetemeyiz" dedi. Cezaevlerindeki yabancı uyruklu kişilerin oranları üzerinden değerlendirme yapılırken dikkatli olunması gerektiğini belirten Akpınar, "Suçun milliyeti olmaz. Suçu kişi işler ve hukuk kişi üzerinden hüküm verir" diye konuştu. Akpınar, insanların pasaportlarına göre potansiyel suçlu olarak değerlendirilmesi yerine ülkeye giriş, ikamet ve çalışma süreçlerini kapsayan çağdaş ve teknolojik bir güvenlik sisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilgili kurumlarıyla güvenlik alanındaki iş birliğinin daha da geliştirilmesinin önemine değinen Akpınar, risk taşıyan kişilerin ülkeye giriş yapmadan tespit edilmesinin modern güvenlik anlayışının önemli bir parçası olduğunu kaydetti. DP olarak polis teşkilatının personel kapasitesinin artırılmasını, teknik ve teknolojik altyapısının güçlendirilmesini, sınır ve giriş denetimlerinin geliştirilmesini ve uyuşturucu ile organize suçlarla mücadelede istihbarat kapasitesinin yükseltilmesini savunduklarını belirten Akpınar, kayıt dışılıkla mücadelenin de güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Hükümet ortaklarının "suç ortağı" olarak nitelendirilmesinin demokratik eleştirinin sınırlarını aşan ağır bir siyasi itham olduğunu savunan Akpınar, açıklamasının sonunda siyasette kullanılan dil konusunda çağrıda bulunarak, "Siyaset temiz olmalıdır. Siyaset ilkeli olmalıdır. Siyaset eleştirmeli ama çözüm de üretmelidir" dedi. Akpınar, "Seçim kazanmak uğruna ülkenin kaybetmesini göze alan bir siyaset anlayışını asla kabul etmiyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni daha güvenli, daha güçlü ve daha yaşanabilir hale getirmek hepimizin ortak sorumluluğudur" ifadelerini kullandı.

Sık Sorulan Sorular

Serhat Akpınar, CTP lideri Sıla Usar İncirli'nin hangi sözlerini eleştirdi?
Akpınar, İncirli'nin hükümet ortakları için kullandığı "suç ortağı" ifadesini talihsiz ve kabul edilemez olarak nitelendirdi.
Akpınar'a göre KKTC'nin güvenlik durumu nasıl tanımlanıyor?
Akpınar, KKTC'nin bulunduğu coğrafyanın güvenli ülkelerinden biri olduğunu ve ülkenin "kontrolsüz bir suç coğrafyası" gibi lanse edilmesinin doğru olmadığını savundu.
Akpınar, güvenlik konusundaki tartışmaların nasıl yürütülmesi gerektiğini belirtti?
Akpınar, güvenlik eksikliklerinin eleştirilebileceğini ve hükümetin sorgulanabileceğini ancak suç olaylarının büyütülerek korku ve kaos algısı yaratılmaması gerektiğini ifade etti.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör