DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Avcıoğlu: Kıbrıs’ın kuzeyi enerji denkleminde pasif rolden sıyrılmalı

24 Temmuz 2026 90 okunma
Halkın Partisi Enerji Komitesi Başkanı Yusuf Avcıoğlu, Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesinde Kıbrıs Türk toplumunun merkezi bir konumda olması gerektiğini söyledi. Avcıoğlu, Türkiye ile KKTC arasında planlanan doğalgaz boru hattının ileride su ve veri hatlarıyla birleşerek geniş bir altyapı koridoruna dönüşebileceğini ifade etti.

Yusuf Avcıoğlu, yazılı bir açıklama yaparak Doğu Akdeniz’deki güç dengesinin artık sadece hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı üzerine kurulu olmadığını belirtti. Bölgedeki rekabetin kıtalararası veri hatları, birbirine bağlı elektrik şebekeleri ve su iletim sistemlerini de kapsayan çok katmanlı bir yapıya büründüğünü vurguladı. Kıbrıs Türk tarafının bu yeni düzende edilgen bir tutum takınmaması gerektiğini, coğrafi ve stratejik konumunu kullanarak bölgesel sorunlara çözüm üreten bir aktör haline gelmesi gerektiğini savundu.

Avcıoğlu, Türkiye’nin denizaltı doğalgaz boru hattı projesi için yayımladığı NAVTEX’i önemli bir adım olarak değerlendirdi. Bu hamlenin projenin artık operasyonel safhaya geçtiğini gösterdiğini kaydetti. Buna karşılık Güney Kıbrıs’ın da Mısır’la yaptığı anlaşmalarla bölgedeki gazı sıvılaştırma tesisleri üzerinden Avrupa’ya ulaştırmayı amaçladığını aktardı. Avcıoğlu, bu yöntemin yüksek işletme maliyetleri ve sıvılaştırma sürecindeki enerji kayıpları nedeniyle ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığını öne sürdü. Ticari verilerin, Türkiye üzerinden inşa edilecek doğrudan boru hattı seçeneğinin Mısır ile LNG projesine karşı uzun vadede daha avantajlı olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Avcıoğlu, bölgedeki altyapı yarışının küresel güçlerin stratejileriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti. ABD, Avrupa Birliği, İsrail, Yunanistan, Mısır ve Güney Kıbrıs’ın birbirinden farklı projeler üzerinde çalıştığını ancak gaz, elektrik ve su alanındaki yeni arayışların tarafları ortak bir noktada buluşturabileceğini belirtti. Güney Kıbrıs’ın teknoloji şirketi NVIDIA ile yaptığı veri merkezi anlaşmasını da eleştiren Avcıoğlu, bu tesislerin elektrik ve su tüketimini önemli ölçüde artıracağını, bunun da enerji maliyetlerini ve emisyon cezalarını yükselteceğini söyledi. Kuzey Kıbrıs’ta ise santral yatırımlarındaki gecikmelerin ve Teknecik Santrali’ndeki plansız yakıt kullanımının hem çevreyi hem de halk sağlığını tehdit ettiğini savundu.

Avcıoğlu, Güney Kıbrıs’ın Lübnan ile elektrik şebekelerini denizaltı kablosuyla bağlama girişiminin kronik şebeke sorunlarına tek başına çözüm olamayacağını dile getirdi. Türkiye ile KKTC arasında enterkonnekte bir elektrik şebekesi kurulmasına yönelik çalışmaların ise ENTSO-E engeliyle karşılaştığını hatırlattı. Türkiye-KKTC doğalgaz boru hattının sadece bir enerji projesi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Avcıoğlu, bu hattın Kayraktepe Barajı ve HES Projesi ile entegre edilebileceğini öne sürdü. BOTAŞ’ın Silifke’deki doğalgaz ana hattı ile Kayraktepe Barajı’nın stratejik konumuna işaret eden Avcıoğlu, bu noktadan Akdeniz’e uzanacak bir hattın KKTC’de Yeni Erenköy’deki İTÜ kampüsü arazisine ulaşabileceğini söyledi. Kayraktepe’den sağlanacak suyun ikinci bir denizaltı borusuyla adaya taşınmasının 150 ila 200 milyon metreküp ilave su kapasitesi yaratabileceğini belirten Avcıoğlu, bu sayede doğalgaz hattının su ve veri hatlarıyla birleşerek Silifke-Yeni Erenköy hattında entegre bir koridora dönüşebileceğini ifade etti.

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) ada ekonomileri için ciddi bir risk olduğunu söyleyen Avcıoğlu, yüksek karbonlu enerjiyle üretilen ürünlerin uluslararası pazarda rekabet gücünü kaybedeceğini belirtti. Çözüm olarak su ve frekans takasına dayalı bir bölgesel ortaklık modelini önerdi. Türkiye’den adaya getirilecek ikinci su hattının Güney Kıbrıs’taki veri merkezlerinin soğutma sistemlerinde kullanılabileceğini, karşılığında ise Güney Kıbrıs’ın Türkiye-KKTC enterkonnekte hattı önündeki ENTSO-E blokajının kaldırılmasına destek verebileceğini savundu. İsrail ve Güney Kıbrıs’ın da su karşılığında Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasına onay verebileceğini öne süren Avcıoğlu, bu modelin Washington ve Brüksel’in maliyet odaklı enerji stratejileriyle uyumlu olduğunu iddia etti.

Açıklamasının sonunda Avcıoğlu, Kıbrıs Türk tarafının enerji mevzuatını, tarife yapılarını ve şebeke altyapısını acilen modernize etmesi gerektiğini vurguladı. Doğalgaz boru hattı projesi hayata geçmeden önce yasal ve kurumsal düzenlemelerin tamamlanması gerektiğini belirtti. Uluslararası platformda ise eşit söz hakkına dayalı, su, enerji ve veriyi birleştiren entegre bir paketin rasyonel mühendislik projeleriyle sunulması gerektiğini ifade etti. Bu projelerin liyakat sahibi kadrolarla yürütülmemesi halinde Kıbrıs Türk halkının küresel enerji koridorlarında sadece izleyici konumunda kalacağı uyarısında bulundu.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör