Enerjide Yeni Tüzük Tepki Çekti: "Saatli Bomba" Uyarısı
- Avcıoğlu, yeni enerji tüzüğü taslağını "telafisi mümkün olmayan hata" olarak nitelendirdi.
- Tüzük, yeni aboneleri mağdur eden ve kayıt dışı uygulamaları normalleştiren bir çıkar düzeni oluşturuyor.
- Yeni tüzükte depolamasız mahsuplaşma için dört ayrı cezalandırma mekanizması öngörülüyor.
- Tüzük, akü zorunluluğu getirirken akü güvenliği ve standartlarına ilişkin hiçbir düzenleme içermiyor.
Halkın Partisi MYK Üyesi ve Enerji Komitesi Başkanı Yusuf Avcıoğlu, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı'nın gündeme getirdiği yeni Yenilenebilir Enerji Kaynakları Tüzüğü taslağına yönelik sert bir açıklama yaptı. Avcıoğlu, bakanlığın çağdaş enerji anlayışından ve mühendislik temelinden uzak kararlara imza attığını belirterek, taslağın mevcut sorunları gidermek yerine sisteme katılmak isteyen yeni aboneleri mağdur ettiğini, kayıt dışı uygulamaları normalleştirdiğini ve sınırlı kaynakları tehlikeye atan bir çıkar düzeni oluşturduğunu ifade etti.
Avcıoğlu, uluslararası standartlar ve gerekli altyapı çalışmaları tamamlanmadan aceleyle hazırlanan bu tüzüğün ülkeyi ciddi bir riskle karşı karşıya bırakacağını dile getirerek hükümete "Bu telafisi mümkün olmayan hatadan derhal vazgeçin" çağrısında bulundu. Açıklamasında, KKTC'de yenilenebilir enerjinin geleceğinin planlanmasının teknik altyapıyı, adalet sistemini ve kamu güvenliğini dikkate alan kapsamlı bir devlet politikası gerektirdiğini vurgulayan Avcıoğlu, mevcut taslağın ise bu ilkelerden tamamen yoksun olduğunu kaydetti.
Yeni tüzükle birlikte depolamasız mahsuplaşma sistemi kurmak isteyen vatandaşların karşısına dört ayrı cezalandırma mekanizmasının çıkarıldığını belirten Avcıoğlu, bunları yüzde 60 mahsuplaşma oranı, pik saatlerde mahsuplaşma yasağı, pik saat tüketimine en yüksek tarife uygulanması ve asgari ücrete endeksli şebeke kullanım ücreti olarak sıraladı. Avcıoğlu, dünya genelinde şebeke kullanım ücretlerinin teknik maliyet analizlerine dayandığını, asgari ücrete endekslemenin ise uluslararası örneği bulunmayan, mühendislik dışı bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Dünyadaki gelişmiş uygulamalara değinen Avcıoğlu, AB ülkeleri ve ABD'nin öncü eyaletlerinin Net-Metering sisteminden Net-Billing sistemine geçtiğini, bu sistemde üretilen enerjinin piyasa fiyatı üzerinden satın alındığını ve tüketicilerin ekonomik sinyallerle öz tüketime teşvik edildiğini anlattı. Ayrıca Sanal Güç Santralleri ve Dinamik Zaman Tarifeli akıllı fiyatlandırma modellerinin dünyada yaygınlaştığını, tüketicilerin şebekeyi dengeleyen aktif paydaşlar haline getirildiğini belirten Avcıoğlu, KKTC'de ise altyapı yatırımı yapılmadığı için yeni abonelere ceza mekanizması dayatıldığını söyledi.
Avcıoğlu, yeni tüzükle konutlar dahil tüm yeni güneş enerjisi sistemlerinde dolaylı olarak akü zorunluluğu getirildiğini ancak taslakta akü güvenliği ve standartlarına ilişkin hiçbir düzenleme bulunmadığını vurguladı. Gelişmiş ülkelerde akü kurulumlarında IEC 62619, UL 1973, IEEE 1547, EN 50549 ve NFPA 855 gibi standartlara tam uyum arandığını hatırlatan Avcıoğlu, taslakta ise yalnızca "akü takılacak" ifadesinin yer aldığını, hangi kimyanın kullanılacağı veya hangi güvenlik önlemlerinin alınacağı konusunda hiçbir açıklama bulunmadığını belirtti. Lityum Demir Fosfat kimyasının dünyada tercih edildiğini ancak taslağın bu kimyasal standartlardan tamamen habersiz olduğunu ifade etti.
Ülkede halihazırda 1000'in üzerinde kaçak ve denetlenmemiş depolamalı güneş enerjisi sistemi bulunduğuna dikkat çeken Avcıoğlu, yeni tüzüğün bu sistemleri kayıt altına alacak bir af veya teşvik mekanizması içermediğini, kaçak kurulum yapanlara yönelik idari ve adli yaptırımların da tanımlanmadığını söyledi. Yasal yoldan başvuran vatandaşların bürokratik engeller, uzun bekleme süreleri ve ek mali yüklerle karşılaştığını, kaçak kurulumda ise denetim, ceza ve bekleme süresinin bulunmadığını belirten Avcıoğlu, bu durumun dürüst vatandaşı cezalandırırken usulsüzlüğü teşvik edeceğini kaydetti.