Barış Adadan Sinyal Verdi: Guterres'in Kıbrıs Çıkarmasının Şifreleri
BM Genel Sekreteri Guterres, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla üst düzey kadrolarıyla adaya çıkarma yaptı. Doğrudan ve dolaylı tüm taraflarla yoğun temaslar kuran Guterres'in bu denli kapsamlı bir ziyaretin ardından eli boş dönmesi beklenemezdi. Nitekim adadan ayrılırken ileride bir 5+1 gayri resmi toplantısı düzenleneceğini açıklaması, sağlam temellere dayanan bir öngörü olarak yorumlanıyor. BM diplomasisinin kapalı kapılar ardında yürüttüğü süreçlerin, dışarıya yansıyandan çok daha derin olduğu bilinen bir gerçek.
Guterres, Kıbrıslı liderlere net bir yol haritası çizdi. Güven yaratıcı önlemlerin hayata geçirilmesini, görüşme sürecinin kapsamının belirlenmesini ve metodoloji üzerinde mutabakat sağlanmasını istedi. Bu adımlar için genişletilmiş müzakere masasına gerek olmadığını, bunların Kıbrıs'ta halledilmesi gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, Hristodulidis'in seçildiğinden beri ısrarla talep ettiği BM özel temsilcisinin resmen atanması ve ucu açık müzakerelerin başlatılması fikriyle taban tabana zıt. Guterres'in sonuç odaklı, zaman sınırlı ve eskilerden farklı bir süreç vurgusu, Erhürman'ın dört maddelik metodolojik önerileriyle birebir örtüşüyor. Bu önerilerin patentinin BM'ye ait olduğu da ayrı bir not.
Hristodulidis'in AB'yi sürece dahil etme çabaları da karşılık bulmadı. Guterres'in 5+1 formülünde ısrar etmesi, AB'nin atadığı temsilcinin misyonunun Rum tarafının beklentilerinden farklı olduğunu gösteriyor. AB cephesinde ise sabır taşmak üzere. Gümrük Birliği'nin genişletilmesi, SAFE Projesi, düzensiz göçle mücadele ve Doğu Akdeniz doğal gazının Avrupa'ya ulaştırılması gibi kritik konularda Rum tarafının Türkiye'yi veto etmesi, birliği ciddi şekilde rahatsız ediyor. Almanya başta olmak üzere birçok üye ülke, ekonomik bulmadıkları EastMed Projesi'ne de destek vermiyor. AB temsilcisi Fito'nun asıl görevinin, Rumların bu engelleyici tutumunu törpülemek olduğu belirtiliyor.
Bölgesel dinamikler de çözümü zorunlu kılıyor. Guterres'in Ortadoğu ziyareti sonrası adaya gelmesi ve bölgenin cadı kazanı gibi kaynadığı uyarısı boşuna değil. Kıbrıs sorunu çözülmezse İsrail'in Hristodulidis üzerinden adada etkin konuşlanma ihtimali, Kıbrıs'ı bölgesel çatışmaların hedefi haline getirebilir. Bu tehdit, ancak Kıbrıslı Türklerin ve garantörlerin güvenlikte söz sahibi olacağı bir çözümle bertaraf edilebilir. Rusya cephesinde ise Ortodoks dayanışması yerini Türkiye ile daha güvenilir ilişkilere bırakmış durumda. Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya'nın çözüme destek vermesi olasılık dahilinde.
Tüm bu iç ve dış dinamikler, çözümün önündeki en büyük engelin Hristodulidis olduğunu gösteriyor. Ancak bu engel aşılamaz değil. Yeter ki kendisine zevahiri kurtaracak gerekçeler sunulabilsin. Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye'nin yapıcı tutumu, Guterres'in garantörlerin desteğine yaptığı ima ve ABD'deki enerji şirketlerinin Doğu Akdeniz gazına yönelik iştahı, çözüm yönünde umutları besliyor. BM'nin yoğun çabaları ve ketumiyetinde saklı senaryolar, "Dayan Kıbrıs, geliyorum" diyen Barış'ın ayak seslerini duyuruyor.