DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

Basın-Sen'den Sert Çıkış: Çöken Düzeni Yönetmeyi Bırakın, Değiştirin

07 Ağustos 2026 39 okunma
Basın Emekçileri Sendikası, ülke genelinde yaşanan sorunların kötü yönetimden kaynaklandığını belirterek hem hükümete hem muhalefete yüklendi. Sendika, sistemin iflas ettiğini ve köklü bir değişim şart olduğunu vurguladı.

Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), son dönemde art arda gelen olumsuz gelişmeleri değerlendirdiği kapsamlı bir açıklama yayımladı. Sendika, son iki hafta içinde meydana gelen trafik kazaları, kadına şiddet vakaları, İskele'deki iş kazası, EKTAM'daki toplu sözleşme krizi, limanlardaki aksaklıklar ve Maliye Bakanlığı'nın borçlanma stratejilerinin hepsinin aynı başarısız yönetim anlayışının sonuçları olduğunu öne sürdü.

Açıklamada, trafik güvenliğinden iş sağlığına, kadın koruma mekanizmalarından kamusal yönetime kadar pek çok alanda ciddi zafiyetler bulunduğu ifade edildi. Eğitim kurumlarının sorunlarının katlanarak büyüdüğünü savunan Basın-Sen, sağlık alanında ise kamu hastanelerinin personel ve altyapı yetersizliğiyle boğuştuğunu, hizmetin giderek özel sektörün eline bırakıldığını dile getirdi. Enerji politikalarına da değinen sendika, KIB-TEK'e gereken yatırımın yapılmamasının elektrik kesintilerinin başlıca sebebi olduğunu belirterek, "Bunun adı kader değil, kötü yönetimdir" çıkışında bulundu.

Sendika, yıllardır göz ardı edilen toplu taşıma sorununa da parmak bastı. Güvenli ulaşım seçenekleri geliştirilemediği için trafik keşmekeşinin her geçen gün derinleştiği kaydedildi. Ayrıca yaz aylarında 12.00-16.00 saatleri arasında açık havada çalışma yasağının delindiği, kurallara uymayan işverenlere yaptırım uygulanmadığı ve denetimsizliğin iş kazalarını önlemeyi imkansız hale getirdiği vurgulandı. EKTAM'da yürürlükteki Toplu İş Sözleşmesi'nin hayata geçirilmediğini ileri süren Basın-Sen, hükümeti acilen devreye girmeye çağırdı.

Basın özgürlüğüne yönelik yasal düzenleme girişimlerine de sert tepki gösteren sendika, gazetecileri ve basın emekçilerini hedef alan baskıcı adımların toplumun haber alma hakkına darbe vuracağını savundu. Açıklamada, "Gazetecileri susturarak gerçekleri susturamazsınız. Basını susturarak toplumsal çöküşün üzerini örtemezsiniz" sözlerine yer verildi. Basın-Sen eleştiri oklarını sadece iktidara değil, muhalefete de yöneltti. Muhalefetin denetim görevini layıkıyla yapamadığını, toplumsal sıkıntıların örgütlü bir mücadeleye dönüşemediğini ve siyasetin seçim odaklı söylemler arasına sıkıştığını öne sürdü.

Basın-Sen, ülkenin ihtiyacının baskıcı düzenlemeler değil; kamucu politikalar, güçlü denetim, sendikal haklara saygı, özgür basın, nitelikli eğitim, kamusal sağlık, güvenli çalışma ortamı ile güvenilir enerji ve iletişim altyapısı olduğunun altını çizdi. Sendika açıklamasını, "Sistem çökmüştür. Artık bu çürümüş düzeni yönetmeye çalışmak değil, onu değiştirmek gerekmektedir" ifadeleriyle noktaladı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör