Tulga'dan Sert Eleştiri: Gemi Değil, Zihniyet Alabora Oldu
- Tulga, facianın sıradan bir deniz kazası olmadığını, kurumsal yapının ve toplumsal bakışın da battığını söyledi.
- Acılar tazeyken suçlu avına çıkıldığını, "cadı avı" yapıldığını belirtti.
- Denetim mekanizmalarını ve istihdamda liyakat yerine taraftarlığın öne çıktığını sorguladı.
- Kurumsal hafızanın bilinçli yok edildiğini ve devletin "mevki" olarak görüldüğünü ifade etti.
Kuzey Kıbrıs Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, yolcu gemisinin alabora olmasıyla 9 kişinin yaşamını yitirdiği, 19 kişinin ise hâlâ bulunamadığı facianın ardından yazılı açıklama yaptı. Tulga, yaşananların sıradan bir deniz kazası olarak değerlendirilemeyeceğini, ülkenin kurumsal yapısının ve toplumsal bakış açısının da gemiyle birlikte battığını ifade etti.
Kayıplara ulaşma çalışmalarının henüz tamamlanmadığını hatırlatan Tulga, bu süreçte acıların, kaygıların ve öfkenin dinmesini beklemenin gerçekçi olmadığını belirtti. Toplumun asıl görevinin yas tutan ailelerin yanında durmak ve dayanışmayı büyütmek olduğunu söyleyen Tulga, ancak bunun yerine bambaşka bir tablonun ortaya çıktığını dile getirdi. Acılar henüz tazeyken insanların gözü önünde büyük bir gürültüyle suçlu avına çıkıldığını kaydeden Tulga, "Cadı avı mı desek, kıyma makinesi mi, giyotin mi desek kendimiz dışında suçlu ilan etmediğimiz kalmadı" ifadelerini kullandı.
Kurumların içinde çalışıldığını ancak aidiyet duygusunun bulunmadığını vurgulayan Tulga, çözümlerin sürekli dışarıdan beklendiğine dikkat çekti. "Hakikaten bir toplum olduğumuza, dolayısıyla asgari müştereklerin şart olduğuna kaç kişi samimiyetle inanıyor? Bu ülkede ve kurumlarda yaşayan ve çalışanlar bizler değil miyiz?" diyerek sistemdeki çürümeye işaret etti.
Faciaya giden süreçte denetim mekanizmalarını ve istihdam politikalarını sorgulayan Tulga, geminin standardını, kaptanın ehliyetini, çalışanların eğitimini kimin denetlediğini sordu. İstihdamda liyakat yerine taraftarlığın öne çıkarıldığını savunan Tulga, yıllar içinde var olan kurumsal hafızanın da bilinçli şekilde yok edildiğini öne sürdü. Devletin ve kurumların yalnızca "kapağı atılacak bir mevki" olarak görüldüğünü belirten Tulga, sözlerini şu tespitle tamamladı: "Bizler bu kültürü, bu bakış açımızı, mevcut değerler sistemimizi değiştirmediğimiz sürece bir Arıklı gider, bin Arıklı gelir. Var olan düzen de devam eder. Hep öyle olmadı mı?"