DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

Tulga'dan Sert Eleştiri: Gemi Değil, Zihniyet Alabora Oldu

03 Eylül 2026 66 okunma
KTEZO Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, 9 kişinin öldüğü, 19 kişinin kayıp olduğu gemi faciasının ardından toplumun suçlu arama refleksini eleştirdi. Tulga, asıl çöküşün kurumsal yapıda ve toplumsal zihniyette yaşandığını vurguladı.
Öne Çıkanlar
  • Tulga, facianın sıradan bir deniz kazası olmadığını, kurumsal yapının ve toplumsal bakışın da battığını söyledi.
  • Acılar tazeyken suçlu avına çıkıldığını, "cadı avı" yapıldığını belirtti.
  • Denetim mekanizmalarını ve istihdamda liyakat yerine taraftarlığın öne çıktığını sorguladı.
  • Kurumsal hafızanın bilinçli yok edildiğini ve devletin "mevki" olarak görüldüğünü ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, yolcu gemisinin alabora olmasıyla 9 kişinin yaşamını yitirdiği, 19 kişinin ise hâlâ bulunamadığı facianın ardından yazılı açıklama yaptı. Tulga, yaşananların sıradan bir deniz kazası olarak değerlendirilemeyeceğini, ülkenin kurumsal yapısının ve toplumsal bakış açısının da gemiyle birlikte battığını ifade etti.

Kayıplara ulaşma çalışmalarının henüz tamamlanmadığını hatırlatan Tulga, bu süreçte acıların, kaygıların ve öfkenin dinmesini beklemenin gerçekçi olmadığını belirtti. Toplumun asıl görevinin yas tutan ailelerin yanında durmak ve dayanışmayı büyütmek olduğunu söyleyen Tulga, ancak bunun yerine bambaşka bir tablonun ortaya çıktığını dile getirdi. Acılar henüz tazeyken insanların gözü önünde büyük bir gürültüyle suçlu avına çıkıldığını kaydeden Tulga, "Cadı avı mı desek, kıyma makinesi mi, giyotin mi desek kendimiz dışında suçlu ilan etmediğimiz kalmadı" ifadelerini kullandı.

Kurumların içinde çalışıldığını ancak aidiyet duygusunun bulunmadığını vurgulayan Tulga, çözümlerin sürekli dışarıdan beklendiğine dikkat çekti. "Hakikaten bir toplum olduğumuza, dolayısıyla asgari müştereklerin şart olduğuna kaç kişi samimiyetle inanıyor? Bu ülkede ve kurumlarda yaşayan ve çalışanlar bizler değil miyiz?" diyerek sistemdeki çürümeye işaret etti.

Faciaya giden süreçte denetim mekanizmalarını ve istihdam politikalarını sorgulayan Tulga, geminin standardını, kaptanın ehliyetini, çalışanların eğitimini kimin denetlediğini sordu. İstihdamda liyakat yerine taraftarlığın öne çıkarıldığını savunan Tulga, yıllar içinde var olan kurumsal hafızanın da bilinçli şekilde yok edildiğini öne sürdü. Devletin ve kurumların yalnızca "kapağı atılacak bir mevki" olarak görüldüğünü belirten Tulga, sözlerini şu tespitle tamamladı: "Bizler bu kültürü, bu bakış açımızı, mevcut değerler sistemimizi değiştirmediğimiz sürece bir Arıklı gider, bin Arıklı gelir. Var olan düzen de devam eder. Hep öyle olmadı mı?"

Sık Sorulan Sorular

Faciada kaç kişi hayatını kaybetti ve kaç kişi hâlâ kayıp?
9 kişi hayatını kaybetti, 19 kişi ise hâlâ bulunamıyor.
Tulga, toplumun facia sonrası hangi davranışını eleştiriyor?
Acılar tazeyken suçlu avına çıkılmasını ve "cadı avı" benzeri bir refleks gösterilmesini eleştiriyor.
Tulga'ya göre asıl çöküş nerede yaşanıyor?
Asıl çöküşün kurumsal yapıda ve toplumsal zihniyette yaşandığını, kurumlarda aidiyet duygusunun bulunmadığını vurguluyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör