DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Baykallı'dan Sert Çıkış: "Diplomasiyi Rumlara Bırakanlar Özür Borçlu"

22 Ağustos 2026 102 okunma
TDP Dış İlişkiler Sekreteri Kemal Baykallı, Rum yönetiminin son dönemdeki adımlarının çözüm sürecini baltaladığını belirterek geçmiş dönem dış politikasını da hedef aldı.
Öne Çıkanlar
  • Baykallı, Rum girişimlerini "organize soğuk savaş taktikleri" olarak nitelendirdi.
  • Diplomatik sahanın Rumlara terk edildiğini öne sürerek özür borcu olduğunu söyledi.
  • Festival iptali, olimpiyat çağrısı ve hukuki engelleri aynı tablonun parçaları saydı.
  • TDP, siyasi eşitlik temelinde iki toplumun ortak gelecek inşa etmesini hedefledi.

Toplumcu Demokrasi Partisi'nin dış ilişkilerden sorumlu ismi Kemal Baykallı, Kıbrıs meselesinde yaşanan son gelişmelere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Rum yetkililerin bazı girişimlerinin iki toplum arasındaki güven bağını zedelediğini ve müzakere sürecine ket vurduğunu dile getirdi.

Baykallı, özellikle Cumhurbaşkanı Müsteşarı'nın ara bölgede gerçekleştirdiği bilgilendirme toplantısına yabancı diplomatların iştirakinin engellenmeye çalışılması ve Girne'de planlanan festivalin organizatörü EXIT grubuna yönelik yaşananları "Hristodulidis yönetiminin organize soğuk savaş taktikleri" olarak nitelendirdi. Bu hamlelerin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in ziyareti sonrası oluşan olumlu havayı da olumsuz etkilediğini savundu.

Salamis Harabeleri'nde iki liderin geçmişte birlikte tiyatro izlediğini anımsatan Baykallı, Girne'deki festival meselesinin yalnızca bir etkinlik iptali olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatları'na KKTC'nin çağrılmaması, KKTC mevzuatına güvenen yatırımcıların Avrupa'da karşılaştığı hukuki engeller, Somali Meclis Başkanı'nın açıklamaları ve Türk Devletleri Teşkilatı üyelerinin Güney Kıbrıs'ta temsilcilik açması gibi gelişmelerin aynı tablonun parçaları olduğunu ifade etti.

Geçmiş dönemde izlenen politikaya da sert eleştiriler yönelten Baykallı, Kıbrıslı Türklerin ayrı bir devlet olarak tanınacağı beklentisiyle diplomatik sahanın Rum tarafına terk edildiğini öne sürdü. "Sayın Tatar'ın, Sayın Ertuğruloğlu'nun hayal dünyasının peşinde sürüklenenlerin şikâyet değil, bu toplumdan özür dilemeleri gerekir" ifadelerini kullandı.

TDP'nin Kıbrıs sorununa bakışını da özetleyen Baykallı, meselenin özünde Kıbrıslı Türklerin 1960 anlaşmalarından doğan haklarına sahip çıkma mücadelesi olduğunu vurguladı. BM kararları ve yıllar içinde oluşan mutabakatlar temelinde siyasi eşitliğin tüm adada geçerli kılınması gerektiğini belirterek nihai hedefin iki toplumun karşılıklı saygı çerçevesinde ortak bir gelecek inşa etmesi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı'nın "Biz süreç değil, çözüm istiyoruz" yaklaşımını desteklediklerini yineleyen Baykallı, "Hangi taraftan gelirse gelsin çözüm sürecine zarar verenlerin karşısında olacağız" diyerek sözlerini tamamladı.

Sık Sorulan Sorular

Kemal Baykallı, Rum yönetiminin hangi eylemlerini "organize soğuk savaş taktikleri" olarak nitelendirdi?
Ara bölgede yabancı diplomatlara yönelik bilgilendirme toplantısının engellenmeye çalışılması ve Girne'deki festival organizatörü EXIT grubuna yönelik yaşananları bu şekilde değerlendirdi.
Baykallı'ya göre, Rum tarafının bu hamleleri hangi olumlu gelişmeyi olumsuz etkiledi?
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in ziyareti sonrası oluşan olumlu havayı olumsuz etkilediğini savundu.
Baykallı, geçmiş dönem dış politikasını hangi gerekçeyle eleştirdi?
Kıbrıslı Türklerin ayrı bir devlet olarak tanınacağı beklentisiyle diplomatik sahanın Rum tarafına terk edildiğini öne sürdü.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör