DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Beşparmak’tan AB’nin Kıbrıs görüşmelerine katılımına sert tepki

24 Temmuz 2026 76 okunma
Beşparmak Düşünce Grubu, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs müzakere sürecine müdahil olmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, AB’nin taraflı tutumunu ve çifte standardını eleştirdi.

Beşparmak Düşünce Grubu, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto’nun Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atanmasını sert bir dille eleştirdi. Grup tarafından yapılan yazılı açıklamada, bu atamanın Kıbrıs Türk tarafının onayı alınmadan yapıldığı vurgulanarak, AB’nin Kıbrıs sorunundaki önyargılı duruşunun bir yansıması olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, bu adımın 1960 Garanti Antlaşmaları’na aykırılık teşkil ettiği kaydedildi.

Açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 2004 yılında Birleşmiş Milletler’in kapsamlı çözüm planını reddetmesine rağmen, Kıbrıs Türk halkının rızası dışında tüm adayı temsilen AB’ye üye yapıldığı hatırlatıldı. Buna karşılık, çözümü onaylayan Kıbrıs Türk tarafına yönelik izolasyonların kaldırılması için verilen sözlerin tutulmadığı belirtildi. AB Konseyi’nin 26 Nisan 2004 tarihli Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonunu sona erdirme taahhüdüne atıfta bulunulan açıklamada, bu vaadin 22 yıldır yerine getirilmemesinin “AB’ye güvenilemeyeceğinin kanıtı” olduğu vurgulandı.

Grup, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin Kıbrıs sorununa endekslenmesini de eleştirerek, bunun “AB tarafından uygulanan kabul edilemez bir çifte standart” olduğunu savundu. Açıklamada, Kıbrıs sorununa çözüm aranırken iki tarafın “egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü” temel alınması gerektiği görüşü dile getirildi. Türkiye-AB ilişkilerinin Kıbrıs meselesinden ayrıştırılması halinde, AB’nin daha dengeli bir politika izleyebileceği ifade edildi.

Beşparmak Düşünce Grubu, olası bir görüşme sürecinde AB’nin, ister atanan temsilci aracılığıyla ister başka bir yöntemle doğrudan yer almasını sakıncalı bulduğunu belirtti. Açıklamanın sonunda, Avrupa Komisyonu tarafından görevlendirilen yetkilinin adadaki mevcut gerçekleri dikkate alan ve iki taraf arasında kurumsal iş birliğini hedefleyen bir yaklaşım benimsemesi temennisinde bulunuldu.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör