DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Çeler'den hükümete seçim uyarısı: Sandıktan kaçış yok

26 Temmuz 2026 109 okunma
TDP Genel Başkanı Zeki Çeler, hükümetin seçim sisteminde değişiklik yaparak erken seçimden kaçmaya çalıştığını ancak bu girişimlerin başarısız olacağını belirtti. Çeler, seçmenin bu tür oyunları sandıkta cezalandıracağını vurguladı.

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) lideri Zeki Çeler, mevcut hükümetin seçimden kaçmak için son çırpınışlar içinde olduğunu söyledi. Bir televizyon programına katılan Çeler, seçim barajının düşürülmesi ya da karma oy sisteminin kaldırılması gibi düzenlemelerin iktidar partilerine fayda sağlamayacağını ifade etti. Çeler, "Ocak ayında ya da daha önce mutlaka bir seçim olacak. Ne kadar kaçmaya çalışırlarsa çalışsınlar, sandıktan kaçamayacaklar" dedi.

Çeler, Başbakan Ünal Üstel'in karma oy sisteminin devam etmesi halinde kendi parti tabanından tepki göreceği endişesi taşıdığını öne sürdü. Türkiye'deki seçim sisteminin örnek alınarak parti yönetimlerinin belirlediği sıraların doğrudan seçileceği bir yapı oluşturulmak istendiğini belirten Çeler, Meclis'teki bazı partilerin halkın sorunlarıyla ilgilenmek yerine kendi koltuklarını korumaya odaklandığını söyledi. "Bu ülkeye yarattıkları borcu, hayat pahalılığını, ilaç eksikliklerini, sağlık ve eğitimdeki sorunları anlatsınlar. Eğer bunları anlatabiliyorlarsa iktidarda kalmayı savunsunlar, anlatamıyorlarsa gitmekten başka çareleri yok" ifadelerini kullandı.

Karma oy sisteminin kaldırılması tartışmalarına da değinen Çeler, bu kararın yalnızca siyasi partilerin insiyatifine bırakılamayacağını belirtti. Yaptıkları saha ziyaretlerinde vatandaşların karma oy kaldırılırsa sandığa gitmeyeceklerini söylediğini aktaran Çeler, seçmenin oy kullanma şeklinin yasaklarla yönlendirilmesini doğru bulmadıklarını ifade etti. "Önemli olan mührü yurttaşın gönlünden almaktır. Güveni yasalarla değil, siyasetinizle sağlamak zorundasınız" diye konuştu.

TDP'nin seçim hazırlıklarının sürdüğünü belirten Çeler, her an seçim olacakmış gibi çalıştıklarını söyledi. Aday listelerinin oluşturulduğunu ve partiye başvuruların arttığını kaydeden Çeler, başvuruların yalnızca isim üzerinden değil, siyasi uyum ve Meclis'te birlikte çalışabilme kriterlerine göre değerlendirildiğini anlattı. Gençlere siyasette fırsat tanıyacaklarını vurgulayan Çeler, "Bana bu fırsat verilmemiş olsaydı bugün burada olamazdım. Bizden sonra gelen gençlere neden aynı fırsatı vermeyelim?" dedi.

Ekonomik krize de değinen Çeler, halkın hayat pahalılığından şikayet ettiğini, restoranların yüksek fiyatlardan, işletmelerin artan maliyetlerden, turizmcilerin ise turist eksikliğinden yakındığını söyledi. Güney Kıbrıs'tan gelen müşterilerin de kuzeye eskisi kadar gelmediğini belirten Çeler, ekonomide uzun süredir ciddi bir adım atılmadığını ifade etti. Sağlık alanında da kriz yaşandığını kaydeden Çeler, ilaca erişim sorununu ve hastanelerdeki doktor ile hemşire eksikliğini gündeme getirdi. Yeni hastane binalarının reklamının yapıldığını ancak buralarda çalışacak sağlık personelinin planlanmadığını belirten Çeler, mevcut durumda yaklaşık 400 hemşire eksiği bulunduğunu sözlerine ekledi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör