DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

CTP'den Cezaevi Tüzüğüne Sert Tepki: Anayasa Mahkemesi Yolu Göründü

08 Ağustos 2026 35 okunma
Cumhuriyetçi Türk Partisi, cezaevi müdürüne mahkumların cezasını kısaltma yetkisi tanıyan düzenlemeyi yargıya götürdü. Parti, söz konusu değişikliğin kuvvetler ayrılığını hiçe saydığını ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını savunuyor.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), UBP-YDP-DP Hükümeti'nin Cezaevi Disiplin Tüzüğü'nde hayata geçirdiği son değişikliklere karşı hukuki mücadele başlattı. Parti Genel Sekreteri Mehmet Kale Kişi, yaptığı yazılı açıklamada düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunduklarını duyurdu.

Kişi, tüzükle cezaevi müdürüne tanınan yetkinin sıradan bir idari işlem olmadığını vurguladı. Yeni kurallara göre müdür, iki yıl ve üzeri hapis cezası alan bir hükümlünün "iyi hali ve çalışkanlığını" gerekçe göstererek cezanın üçte birine kadarını silebiliyor. Bu durumun mahkeme kararlarının infaz süresini doğrudan etkilediğine dikkat çeken CTP'li yetkili, ortada kişi özgürlüğüne müdahale eden devasa bir kamu gücü bulunduğunu ifade etti.

Adalet mekanizmasının kurumlar arası denge üzerine inşa edildiğini hatırlatan Kişi, hükümetin tek bir tüzükle bu dengeyi idari takdire feda ettiğini belirtti. Kararı veren kişinin mahkemenin yerine geçmesine rağmen bu işlemlerin yargısal denetime kapalı olmasının hukuk sistemini derinden sarstığını söyledi.

Açıklamasında hukuk devleti vurgusunu öne çıkaran Kişi, yönetimin kişilere göre değil kurallara göre şekillenmesi gerektiğinin altını çizdi. Mahkemenin yetki alanına idareyi yerleştiren, yasama organının düzenlemesi gereken boşluğu tüzüklerle kapatan ve tek bir makama mahkeme hükümlerini geçersiz kılacak kadar geniş takdir hakkı tanıyan bu zihniyetin kabul edilemeyeceğini kaydetti.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör