DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Dizdarlı’dan Cezaevi Müdürü Yetkisine Sert Tepki: Yargı Kararları Değiştirilemez

03 Ağustos 2026 79 okunma
Eski Ombudsman Emine Dizdarlı, Bakanlar Kurulu’nun Şartlı Tahliye Tüzüğü’nde yaptığı değişiklikle Cezaevi Müdürü’ne tanınan ceza bağışlama yetkisinin, bağımsız mahkeme kararlarına doğrudan müdahale anlamına geldiğini açıkladı. Dizdarlı, bu düzenlemenin kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelediğini vurguladı.

Eski Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı, hükümetin Şartlı Tahliye Tüzüğü’nde yaptığı son değişikliğe ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Dizdarlı, Bakanlar Kurulu’nun bu düzenlemeyle Esas Tüzük’teki 157’nci maddeyi yürürlükten kaldırarak yerine yeni bir hüküm eklediğini ifade etti. Yeni düzenlemeye göre, iki yıl veya daha uzun süreli hapis cezası alan hükümlülerin “iyi hâl” ve “çalışkanlık” durumlarına dayanılarak, cezalarının üçte birinin Cezaevi Müdürü tarafından affedilebileceği belirtiliyor. Dizdarlı, ancak adam öldürme, uyuşturucu ticareti ve cinsel saldırı gibi ağır suçlardan hüküm giyenlerin bu uygulamanın kapsamı dışında tutulduğunu da sözlerine ekledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası’na atıfta bulunan Dizdarlı, yargıçların görevlerini yerine getirirken tamamen bağımsız olduğunu ve hiçbir makamın mahkemelere emir veremeyeceğini ya da yargı yetkisinin kullanımına müdahale edemeyeceğini hatırlattı. Yasama ve yürütme organlarının yanı sıra tüm devlet kurumlarının mahkeme kararlarına koşulsuz uyması gerektiğini vurgulayan Dizdarlı, bu kararların hiçbir merci tarafından değiştirilemeyeceğinin altını çizdi.

Merkezi Cezaevi’nin kuruluş ve işleyişini düzenleyen yasaya dikkat çeken Dizdarlı, Cezaevi Müdürü’nün mahkeme kararları üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisinin bulunmadığını belirtti. Kesinleşmiş bir mahkeme hükmünün, bu yetkiye sahip olmayan bir müdür tarafından değiştirilmesinin ya da hapis cezasının bağışlanmasının, bağımsız yargının verdiği kararlara açık bir müdahale olduğunu ifade etti. Dizdarlı, bu tür bir uygulamanın demokratik devlet düzenindeki denge ve denetim mekanizmalarını ciddi şekilde zayıflatabileceği uyarısında bulundu.

Dizdarlı açıklamasında ayrıca, “iyi hâl” ve “çalışkanlık” gibi ölçütlerin oldukça sübjektif kavramlar olduğuna dikkat çekti. Bu kriterlerin kişisel yorumlara açık olduğunu ve Cezaevi Müdürü’ne verilen bu geniş takdir yetkisinin kötüye kullanıma müsait bir zemin hazırladığını savundu. Açıklamasının sonunda hükümete çağrıda bulunan Dizdarlı, kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeleyecek her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini, Anayasa’ya tam uyum sağlanması ve yargı bağımsızlığının her koşulda korunması gerektiğini sözlerine ekledi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör