DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Adli Olaylar

Ekranlardaki taşıyıcı annelik hikayesi KKTC'deki üreme sektörünü yeniden tartışmaya açtı

03 Eylül 2026 36 okunma
Türkiye'de yayınlanan "Mezarlık" dizisinde işlenen taşıyıcı annelik konusunun Kuzey Kıbrıs'a uzanması, bölgedeki yardımcı üreme uygulamaları ve tüp bebek merkezlerinin faaliyetlerini yeniden gündeme getirdi.
Öne Çıkanlar
  • Dizideki taşıyıcı annelik hikayesi KKTC üreme sektörü tartışmalarını alevlendirdi.
  • Bazı tüp bebek merkezleri sitelerinde taşıyıcı annelik hizmeti tanıtıyor, yetki sorusu doğuyor.
  • KKTC, Türkiye'de yasak uygulamalar için sınır ötesi üreme adresi olarak iddialara konu oldu.
  • İstanbul operasyonunda taşıyıcı annelik trafiğinin KKTC ile bağlantısı öne sürüldü.

Türkiye'nin ilgiyle izlenen polisiye yapımlarından "Mezarlık" dizisinin üçüncü sezonunda ekrana gelen taşıyıcı annelik dosyası, hikayenin Kuzey Kıbrıs'a bağlanmasıyla birlikte bölgedeki üreme sektörüne yönelik tartışmaları alevlendirdi. Birce Akalay, Olgun Toker ve Şehsuvar Aktaş'ın başrollerini paylaştığı dizinin ilgili bölümünde taşıyıcı annelik; kadınların istismarı, aracılar, insan ticareti ve para trafiğinin iç içe geçtiği organize bir yapı üzerinden anlatıldı.

Kuzey Kıbrıs'ta yardımcı üreme alanı, üremeye yardımcı tedavi merkezlerinin işleyişinden yumurta ve sperm bağışına, kayıt zorunluluklarından yapılabilecek ödemelere kadar geniş bir mevzuat çerçevesinde düzenleniyor. Yumurta bağışçılarına yapılacak ödemelere sınır getirilirken, bu ödemelere ilişkin kayıt ve makbuzların yetkili makamlara bildirilmesi şart koşuluyor. Ancak bazı tüp bebek merkezlerinin internet sitelerinde yumurta, sperm ve embriyo donasyonunun yanı sıra taşıyıcı annelik hizmetlerine dair bilgilere de yer verilmesi, bu uygulamaların hangi yetki kapsamında yürütüldüğü sorusunu beraberinde getiriyor.

Türkiye'de yasal olarak izin verilmeyen bazı üreme uygulamaları nedeniyle Kuzey Kıbrıs'ın uzun zamandır sınır ötesi üreme sektörünün adreslerinden biri haline geldiği iddiaları geçmişte çeşitli araştırmalara konu oldu. Bu araştırmalarda, Kuzey Kıbrıs'taki bazı merkezlerin Türkiye'de bulunan klinik veya aracılarla bağlantılı çalıştığı öne sürüldü. Gazetecilik çalışmalarında da taşıyıcı annelik hizmeti almak isteyen kişilerin ilk temas için İstanbul'daki merkezlere yönlendirildiği, sürecin ise Kuzey Kıbrıs veya başka ülkelerde devam ettirilebildiği aktarıldı.

2019 yılında İstanbul'da gerçekleştirilen polis operasyonu, taşıyıcı annelik organizasyonlarına ilişkin dikkat çekici gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçti. Dönemin haberlerinde, taşıyıcı annelik amacıyla kadınları organize ettiği iddia edilen bir yapının Türkiye, Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs arasındaki trafiği yönettiği ileri sürüldü. Operasyonda çok sayıda doğurganlık artırıcı hormon ilacının ele geçirildiği, taşıyıcı anne olması planlanan kadınların Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs'taki merkezlere yönlendirildiği bilgileri kamuoyuna yansıdı.

Kuzey Kıbrıs'taki yardımcı üreme sektöründe yumurta donörlerinin profili de tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Bölgede faaliyet gösteren bir tüp bebek merkezinin internet sitesinde yayımlanan verilere göre, merkeze başvuran yumurta donörü adaylarının yüzde 72'sini üniversite öğrencileri oluşturuyor. Bu verinin tek başına yasa dışı bir faaliyetin kanıtı olmadığı belirtilirken, üniversite öğrencilerinin yumurta donörlüğündeki yüksek oranı dikkat çekiyor. Yumurta bağışı; hormon kullanımı ve yumurta toplama işlemlerini içeren tıbbi bir süreç olarak uygulanıyor, mevzuatta ise bağışçılara yapılabilecek ödemelere ilişkin sınırlar bulunuyor.

"Mezarlık" dizisinde anlatılan suç ağı kurguya dayansa da Kuzey Kıbrıs'taki üreme sektörünün varlığı, uluslararası hasta trafiği, yumurta donasyonu programları ve bazı merkezlerin internet sitelerinde tanıttığı hizmetler gerçek uygulamalar olarak öne çıkıyor. Dizinin ardından taşıyıcı annelik dosyasının Kuzey Kıbrıs'a uzanmasıyla birlikte, ülkedeki yardımcı üreme uygulamalarının hangi yasal çerçevede yürütüldüğü, tüp bebek merkezlerinin hangi hizmetleri sunabildiği ve sınır aşan organizasyonlarda Kuzey Kıbrıs'ın rolünün ne olduğu yeniden gündeme geldi. Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a yönlendirilen vakaların bulunup bulunmadığı, bu süreçlerde aracılık yapan kişi veya kuruluşların kimler olduğu ve yumurta donörü havuzunda üniversite öğrencilerinin yüksek oranının nedenleri de tartışılan konular arasında yer alıyor.

Sık Sorulan Sorular

KKTC'de taşıyıcı annelik hizmeti sunan tüp bebek merkezlerinin bu uygulamayı yürütme yetkisi yasal olarak hangi kapsamda tanımlanıyor?
Haberde, bazı merkezlerin internet sitelerinde taşıyıcı annelik hizmetlerine dair bilgilere yer verdiği ancak bu uygulamaların hangi yetki kapsamında yürütüldüğü sorusunun gündeme geldiği belirtiliyor.
KKTC'de yumurta bağışçılarına yapılacak ödemelerle ilgili hangi yasal düzenleme ve bildirim şartı bulunuyor?
Yumurta bağışçılarına yapılacak ödemelere sınır getirilirken, bu ödemelere ilişkin kayıt ve makbuzların yetkili makamlara bildirilmesi şart koşuluyor.
Kuzey Kıbrıs'ın sınır ötesi üreme sektörünün adresi haline geldiği iddiaları hangi gerekçeye dayandırılıyor?
Türkiye'de yasal olarak izin verilmeyen bazı üreme uygulamaları nedeniyle Kuzey Kıbrıs'ın uzun zamandır bu sektörün adreslerinden biri olduğu iddiaları geçmişte araştırmalara konu oldu.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör