DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Erhürman'dan kritik çıkış: "Türkiye'nin onaylamadığı hiçbir anlaşma hayata geçmez"

12 Ağustos 2026 32 okunma
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Guterres'in Kıbrıs ziyaretini değerlendirirken, garantör ülkelerin ve özellikle Türkiye'nin "evet" demediği hiçbir çözümün yürürlüğe giremeyeceğini vurguladı. Erhürman ayrıca Hristodulidis'in tutuklama söylemlerinin, sürecin hukuki değil siyasi olduğunun itirafı niteliğinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, katıldığı bir televizyon programında gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in adaya gerçekleştirdiği ziyareti değerlendiren Erhürman, bu temasın ne bir tatil ziyareti ne de doğrudan çözüm getirecek bir adım olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Genel Sekreterin geniş bir heyetle ve önemli bir zaman dilimi ayırarak geldiğine dikkat çeken Erhürman, Guterres'in Güven Yaratıcı Önlemler, metodoloji ve işin özüne yönelik hazırlıklar kapsamında 5+1 formatında bir toplantı yapılmasını arzuladığını aktardı.

Erhürman, sonuç odaklı olmayan müzakerelerin bir anlam taşımadığını ve Genel Sekreterin de aynı çizgide olduğunu ifade etti. Yaklaşık 8-9 yıldır ciddi bir müzakere sürecinin yaşanmaması nedeniyle toplumların birbirine yakınlaşması için Güven Yaratıcı Önlemlerin devreye sokulmasının şart olduğunu vurgulayan Erhürman, metodolojinin belirlenmesiyle birlikte doğru bir rotaya girildiğini söyledi. Kendisinin gündeme getirdiği dört maddelik metodoloji önerisinin Guterres tarafından bir ön koşul olarak değil, yöntem olarak ele alındığını belirten Erhürman, bu durumun bir başarı öyküsü değil, zaten olması gereken bir gelişme olduğunu kaydetti.

Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis ile 26 Ağustos'ta yapacağı görüşmeye de değinen Erhürman, Guterres'in ziyareti sonrasında "Madem ödev verildi, en az haftada bir toplanalım" şeklinde bir öneride bulunduğunu dile getirdi. Geçiş noktaları ve mayın temizliği konularına yoğunlaştıklarını anlatan Erhürman, daha önce New York'ta üzerinde uzlaşılan kapılar üzerinden ilerlemek istediklerini, ancak Hristodulidis'in masaya bambaşka kapıları getirdiğini ve bu yüzden bir sonuca ulaşamadıklarını ifade etti. Mayınların temizlenmesi hususunda ise Hristodulidis'in "Bölgede tank olduğu için tanksavar mayınlarının temizlenmesi çözümden sonrasının konusudur" dediğini aktaran Erhürman, Rum liderin bu meseleyi bir Güven Yaratıcı Önlem olarak değerlendirmediğini söyledi.

Hristodulidis'in "İhtiyaç duyarsak tutuklarız" şeklindeki sözlerine sert tepki gösteren Erhürman, bu ifadelerin mülkiyetle bağlantılı tutuklamaların tamamen siyasi bir araç haline getirildiğinin açık bir itirafı olduğunu vurguladı. Almanya'nın da bu konuda şikayette bulunduğunu hatırlatan Erhürman, yaşananların hukuki değil, politik bir süreç olduğunun satır aralarında net biçimde görüldüğünü belirtti. Kıbrıslı Rumların ellerindeki imkânları kullanarak kayıplar, mülkiyet ve savaşlar konusunda Kıbrıslı Türkleri yok saydığını ifade eden Erhürman, Avrupa Parlamentosu'nda yalnızca Rum kayıplar için anıt yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Türkiye ile ilişkiler konusunda net mesajlar veren Erhürman, Türkiye'nin yer almadığı bir 5+1 toplantısının düşünülemeyeceğini ve uyum içinde çalışmanın zorunlu olduğunu belirtti. Toplumun da bu uyumu beklediğini ve başka bir seçeneğin bulunmadığını dile getiren Erhürman, "Türkiye'nin de garantörlerin de 'evet' demediği hiçbir çözüm yürürlüğe giremez" diyerek meselenin altını çizdi. Şu ana kadar içerik tartışması yaşanmadığı için herhangi bir uyumsuzluk görülmediğini, ancak ileride içeriğe dair anlaşmazlıkların sorun yaratabileceğini sözlerine ekledi. Erhürman son olarak, kavramlardan ziyade hayatı kolaylaştıracak, işlevsel ve kalıcı bir modelin içeriğine odaklanılması gerektiğini vurguladı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör