DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

Erhürman’ın sessizliği endişe yarattı: YKP’den sert eleştiri

20 Temmuz 2026 112 okunma
Yeni Kıbrıs Partisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın ziyareti sırasında imzalanan doğal gaz anlaşmasını ilhaka yeni bir halka olarak değerlendirirken, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve alt yönetimin sessiz kalmasını kaygı verici buldu.

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Sekreteryası, Cevdet Yılmaz’ın Kıbrıs’ın kuzeyine yaptığı ziyaret kapsamında imzalanan “Doğal Gaz Boru Hattı Mutabakat Zaptı” ve sonrasındaki gelişmeleri mercek altına aldı. Parti, bu anlaşmanın adanın kuzeyini Türkiye’ye daha da bağlayan bir adım olduğunu savundu.

Parti tarafından yapılan yazılı açıklamada, atanmış Başbakan Ünal Üstel’in “Ne Avrupa vardır engel olacak ne de güney” sözlerine dikkat çekildi. YKP, bu ifadelerin Kıbrıs’ın kuzeyini bir toplum olmaktan çıkarıp Türkiye’nin bir vilayeti olarak ilan etmek anlamına geldiğini belirtti. Açıklamada, “Bu mutabakat zaptının imza sürecinde Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ve alt yönetimin sessizliği ayrıca kaygı vericidir. Sandıkta değişim dediğini düşünen seçmen, aynı vesayet mekanizmasının aynı biçimde işlemeye devam ettiğini görmüştür” ifadeleri kullanıldı.

YKP, Cevdet Yılmaz, Alparslan Bayraktar ve Ünal Üstel’in katılımıyla imzalanan Anamur-Teknecik Doğalgaz Boru Hattı Mutabakat Zaptı’nın, Yılmaz’ın “TC ile KKTC arasındaki bağlantısallığı perçinliyoruz” sözüyle birlikte, partinin yıllardır dile getirdiği endişeleri doğruladığını ifade etti. Anlaşmanın eşit koşullarda yapılan bir uluslararası antlaşma olmadığını, aksine alt yönetimin daha da ilhak edilmesinin bir aracı olduğunu vurguladı.

Açıklamanın devamında, elektrikten iletişime, mali politikadan vatandaşlık düzenlemelerine kadar birçok alanda kararların Ankara’da alınıp Lefkoşa’ya talimat olarak iletildiği belirtildi. 101 kilometrelik boru hattının teknik bir yatırım olmadığı, adanın kuzeyindeki enerji varlığının tamamen tek bir devletin denetimine bırakılması anlamına geldiği kaydedildi. YKP, Bayraktar’ın “KKTC net ihracatçı konuma gelebilecek” söyleminin ise bu tek taraflı bağımlılığı gizlemeye çalışan bir retorik olduğunu savundu.

Parti, Üstel’in sözlerini büyük bir gafla olarak nitelendirirken, adanın Türkiye’nin dağıtım hattı değil, Kıbrıslı Türkler ve Rumların ortak coğrafyası olduğunu hatırlattı. Açıklamada, “Ne Avrupa ne güney” söylemiyle adanın kaynaklarını Türkiye’nin arka bahçesi ilan edenlerin, Kıbrıslı Türklerin siyasi varlığını bizzat çürüttüğü ifade edildi. YKP, enerji güvenliğinin iki toplumun ortak sorunu olduğunu ve bu sorunun iki toplumlu güven artırıcı önlemlerle çözülmesi gerektiğini belirterek, “Tayyip elini yakamızdan çek!” çağrısında bulundu.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör