Esnafın Re’sen Vergi İsyanı Büyüyor: Kantarın Topuzu Kaçıyor mu?
- Esnaf ve işletmeler yüksek tutarlı re’sen vergi bildirimlerine öfke ve hayal kırıklığıyla tepki gösteriyor.
- Re’sen vergi, beyanname vermeme, defter ibraz etmeme ve düşük gelir gösterme gibi durumlarda yasaya göre uygulanıyor.
- Tahmini matrah kullanımı gerçek kazançtan daha yüksek vergi çıkarabiliyor ve vergilemede adalet algısını zedeliyor.
- İşletmeler, gerçek kazanç üzerinden adil, ölçülü ve işletmeyi yaşatacak bir vergilendirme talep ediyor.
Son dönemde birçok işletme ve esnaf, Vergi Dairesi’nden gelen yüksek tutarlı re’sen vergi bildirimleri karşısında öfke ve hayal kırıklığı yaşıyor. Vergi Dairesi’nin kayıt dışılıkla mücadelede titiz davranması gerektiği vurgulanırken, uygulamanın ölçüsüz hale gelmemesi gerektiği ifade ediliyor.
KKTC Vergi Dairesi’nin öncelikli görevleri arasında vergi kaybını önlemek ve gelirleri etkin şekilde toplamak yer alıyor. Bu kapsamda, beyanname vermeyen, süresinde vermeyen, defter ve belgelerini ibraz etmeyen ya da gelirini olduğundan düşük gösteren mükelleflere yasa gereği re’sen vergi tarh edilebiliyor. Vergi Usul Yasası’nın 31. maddesi, re’sen tarhın hangi durumlarda uygulanacağını ayrıntılı biçimde düzenliyor.
Yasaya göre, beyannamenin yasal sürenin bitiminden itibaren 15 gün içinde verilmemesi, beyannamede matraha ilişkin bilgi bulunmaması, zorunlu defterlerin tutulmaması veya ibraz edilmemesi, defter ve belgelerin güvenilir olmaması ve inceleme sonucunda vergi kaybı tespit edilmesi re’sen tarh nedeni sayılıyor. Ancak uygulamanın yarattığı sorunlar da dikkat çekiyor.
Mükellefin gerçek geliri belirlenemediğinde Daire’nin tahmini matrah kullanması, gerçek kazançtan daha yüksek vergi çıkmasına yol açabiliyor. Aynı sektörde faaliyet gösteren iki işletmenin kayıt durumuna göre farklı vergilerle karşılaşması, vergilemede eşitlik ve adalet algısını zedeliyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için yüksek vergi borcu ciddi finansal sıkıntı yaratıyor.
Mükellefler, takdir edilen verginin gerçeği yansıtmadığını düşündüklerinde itiraz ve dava yoluna başvuruyor; bu da Daire ile yükümlüler arasındaki anlaşmazlıkları artırıyor. Re’sen verginin objektif kriterler yerine idarenin takdirine veya siyasi duruşa dayandığı algısı oluşursa, Vergi Dairesi’nin tarafsızlığına olan güven sarsılıyor ve vergi ödeme kültürü zarar görüyor.
İşletmeler, sanayiciler ve küçük esnafın temel tepkisi, uygulamanın ekonomik koşullar dikkate alınmadan ağır ve zaman zaman keyfi bir yük oluşturduğu yönünde. Vergi vermekten kaçınmadıklarını belirten işletmeler, tahmini değil gerçek kazanç üzerinden, adil, ölçülü, öngörülebilir ve işletmenin yaşamasını engellemeyecek bir vergilendirme talep ediyor.