DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Gülbahar'dan Avrupa Parlamentosu'na Sert Eleştiri: "Rum Propagandasının Siyasi Kürsüsüne Dönüştü"

04 Eylül 2026 129 okunma
Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs konusunda tarafsızlığını yitirdiğini belirterek, 1974 olaylarına ilişkin yaklaşımının Rum tarafının tek yanlı iddialarını sorgulamadan benimsediğini ifade etti.
Öne Çıkanlar
  • Gülbahar, Avrupa Parlamentosu'nu Rum propagandasının siyasi kürsüsüne dönüşmekle suçladı.
  • Komisyonun Rum iddialarını sorgusuz kabul edip Kıbrıs Türk acılarını görmezden geldiğini belirtti.
  • öncesi Rum katliam, işkence ve tecavüzlerinin yok sayılmasını tarih çarpıtması olarak nitelendirdi.
  • Rum yönetiminin AB'ye üye yapılıp Kıbrıs Türklerinin cezalandırılmasını çifte standart olarak eleştirdi.

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu'nun 1974 Kıbrıs olaylarına yönelik tutumuna sert tepki gösterdi. Gülbahar, Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs meselesinde objektifliğini çoktan kaybettiğini vurgulayarak, kurumun tarihî gerçekleri araştıran ve iki halkın yaşadıklarını tarafsız biçimde değerlendiren bir yapı gibi hareket etmediğini dile getirdi.

Gülbahar, Avrupa Parlamentosu'nun Rum tarafının yıllardır tekrarladığı iddiaları sorgusuz sualsiz kabul ederek adeta Rum propagandasının siyasi platformuna dönüştüğünü savundu. Komisyonun tutumunu kınadıklarını belirten Gülbahar, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların, Rum saldırılarının ve 1974 öncesindeki kanlı dönemin görmezden gelinerek yalnızca Rum tarafının iddialarının gündeme taşınmasının tarafsızlık ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.

1974 Barış Harekâtı öncesinde ve sırasında Rumların kadın, çocuk ve yaşlılar dahil Kıbrıs Türklerine ve Türk askerlerine yönelik işkence, katliam ve tecavüzlerinin yok sayılmasının büyük bir tarih çarpıtması olduğunu belirten Gülbahar, 15 Temmuz 1974 darbesinin ve Enosis hedefinin neden görmezden gelindiğini sordu. Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırıların, köy baskınlarının, tecavüzlerin, işkencelerin ve katliamların Avrupa Parlamentosu'nun gündeminde yer almamasını eleştirdi.

Gülbahar, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs konusundaki çifte standardına da dikkat çekerek, Kıbrıs Türk halkının Annan Planı'na destek vermesine rağmen Rum tarafının plana karşı çıktığını ve buna rağmen Rum yönetiminin Avrupa Birliği'ne tam üye yapıldığını hatırlattı. Kıbrıs Türk halkının cezalandırılırken Rum tarafının ödüllendirildiğini belirten Gülbahar, Avrupa Parlamentosu'nda sergilenen yaklaşımın bu çarpık politikanın devamı olduğunu söyledi. Kıbrıs'ta egemen, demokratik ve çağdaş bir Türk Devleti'nin varlığına vurgu yapan Gülbahar, Kıbrıs Türk halkının kendi tarihini başkalarının siyasi hesaplarına teslim etmeyeceğini ifade etti.

Sık Sorulan Sorular

Avrupa Parlamentosu'nun 1974 olaylarına ilişkin hangi spesifik tutumu eleştiriliyor?
Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu'nun, Rum tarafının iddialarını sorgusuz kabul ederek Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıları ve Rum saldırılarını görmezden geldiği belirtiliyor.
Gülbahar, 1974 öncesi hangi tarihî olayların görmezden gelindiğini vurguluyor?
15 Temmuz 1974 darbesinin ve Enosis hedefinin yanı sıra, Rumların Kıbrıs Türklerine yönelik işkence, katliam ve tecavüzlerinin yok sayıldığını ifade ediyor.
Gülbahar'ın Avrupa Birliği'ne yönelik çifte standart eleştirisinin temelinde ne yatıyor?
Kıbrıs Türk halkının Annan Planı'na destek vermesine rağmen, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs konusunda adil ve tarafsız davranmadığı belirtiliyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör