Hristodulidis'in Erhürman Karşısında Çözüm Kaçkını Tavrı
- Hristodulidis, Erhürman'ın çözüm yanlısı tutumu karşısında ne yapacağını şaşırmış durumda.
- Guterres'in verdiği ev ödevleri karşısında Rum liderin eli zayıfladı.
- Hristodulidis, Erhürman'ın görüşme önerisini bir ay sonrasına, 26 Ağustos 2026'ya erteledi.
- Rum liderin asıl hesabı, AB veto avantajıyla Türkiye-AB ilişkilerinde belirleyici olmak.
Ersin Tatar döneminde "Crans Montana'da kaldığı yerden müzakerelere hemen başlayalım" diyerek barış yanlısı bir görüntü çizen Hristodulidis, Tufan Erhürman'ın KKTC cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte zor bir dönemece girdi. Tatar'ın ayrılıkçı politikaları karşısında kendini barış savunucusu olarak konumlandıran Rum lider, Erhürman'ın çözüm yanlısı net tutumu karşısında ne yapacağını şaşırmış durumda.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti öncesinde bu ziyareti kendisi organize etmiş gibi övünen Hristodulidis, Guterres'in son gün yaptığı açıklamalarla adeta şok yaşadı. Guterres üçlü zirvede liderlere somut ev ödevleri verdi ve bunları kamuoyuyla paylaştı. Erhürman hem zirvede hem de sonrasında yaptığı açıklamalarda Rum lidere bu ödevleri birlikte yapmak için her hafta görüşme önerisinde bulundu. Hristodulidis önce bu çağrıyı duymazdan geldi, ardından ısrarlar üzerine ilk görüşme tarihini bir ay sonrasına, 26 Ağustos 2026'ya verdi.
Rum tarafında Ağustos ayı geleneksel olarak tatil dönemi olmasına rağmen asıl mesele takvim değil. Guterres'in kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar Eylül sonunda durumu değerlendirmek üzere Kıbrıs'a gelecek. Buna rağmen Hristodulidis tatilini bölüp Erhürman'la görüşmeye yanaşmadı. Bunun temel nedeni, Guterres'in ev ödevlerinin Erhürman'ın ortaya koyduğu müzakere metodolojisini de içermesi karşısında Rum liderin elinin zayıflaması. Hristodulidis aslında çözüm değil, yalnızca müzakere masasının varlığını istiyor ve bunu açıkça dile getiriyor.
Rum liderin asıl hesabı ise AB üyeliğinin getirdiği veto avantajını kullanarak Türkiye-AB ilişkilerinde belirleyici olmak. Oysa Kıbrıs Türk halkı 2002-2004 sürecinde dönemin lideri Denktaş'a rağmen 80 bin kişilik mitingler düzenleyerek ve referandumda yüzde 65 "Evet" oyu vererek çözüm iradesini defalarca kanıtladı. Aynı referandumda AB üyeliğini cebine koymuş olan Kıbrıslı Rumlar yüzde 76 "Hayır" oyu kullanmaktan çekinmedi. Rum tarafının tek yanlı AB üyeliği Kıbrıs Türklerini çözümsüzlüğe mahkum eden en kritik faktörlerden biri oldu.
Hristodulidis 2028 cumhurbaşkanlığı seçimine giderken yandaşlarına iki mesaj verme peşinde: "İki devletli çözüm isteyen Türkiye'yi federal çözüm için masaya getirdim" ve "Türkiye-AB ilişkilerini Kıbrıs sorununa bağladım." Ancak bu politika sürdürülebilir değil. Rum halkının bu oyunu görecek kadar olgun olduğu açık. Rum liderin yapması gereken, Guterres'in verdiği ev ödevlerini Erhürman'la birlikte ele alarak sonuç alıcı bir müzakere sürecine odaklanmak. Türk lider Tufan Erhürman adil ve kalıcı çözüm için her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğunu gösterdi; yeter ki Hristodulidis de aynı samimiyetle masaya otursun.