Hukukçulardan net tavır: Suçun milliyeti olmaz, etiketlemek ırkçılıktır
- Hukukçular, suçun milliyet veya etnik kökenle etiketlenmesini açıkça ırkçılık olarak nitelendirdi.
- Tacan Reynar, cezaevi istatistiklerinin bağlamından koparılmaması gerektiğini vurguladı.
- Aslı Murat, asıl sorunun devletin giriş, ikamet ve çalışma denetim zafiyetleri olduğunu belirtti.
- Cemre İpçiler, yabancı yoğunluğunun altı farklı olasılığa bağlı olduğunu ve veri olmadan sonuç çıkarılamayacağını söyledi.
Kuzey Kıbrıs'ta son dönemde alevlenen güvenlik tartışmaları, suçların milliyet ve etnik köken üzerinden ele alınması noktasına evrildi. Cezaevindeki yabancı sayısından yola çıkılarak bazı toplulukların potansiyel suçlu gibi lanse edilmesine hukuk camiasından sert itiraz geldi. Avukatlar Tacan Reynar, Aslı Murat, Ayşe Öztabay ve Cemre İpçiler, suçun etnik kimlik veya milliyet temelinde okunamayacağının altını çizdi.
Eski yargıç Tacan Reynar, insanın bulunduğu her coğrafyada suçun var olduğunu hatırlatarak Kıbrıs'ta da tarih boyunca cinayet, şiddet ve farklı suç türlerinin yaşandığını belirtti. Suçu bir ülkeye, millete, etnik kimliğe veya dine mal etmenin yanlışlığına işaret eden Reynar, cezaevi istatistiklerinin bağlamından koparılmaması gerektiğini söyledi. Turist ve öğrencilerin hukuki statüleri nedeniyle kimi durumlarda teminat aşamasına kadar cezaevinde tutulabildiğine dikkat çeken Reynar, "Belli bir etnik kimliğe dayandırmanın çok sakıncalı olduğunu düşünüyorum. Çok açık ve net ırkçılık olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Avukat Aslı Murat ise cezaevinde yabancıların sayıca fazla olmasının, ülkedeki tüm yabancıları suç işleyen konumuna itmek için gerekçe olamayacağını dile getirdi. Suçu milliyet, etnik köken, din veya cinsiyetle ilişkilendirmenin bireysel ceza sorumluluğu yerine toplu suçlamayı getirdiğini kaydeden Murat, asıl mercek altına alınması gerekenin devletin giriş, ikamet ve çalışma süreçlerindeki denetim zafiyetleri olduğunu vurguladı.
Avukat Ayşe Öztabay, bir insanın hangi milletten veya etnik kökenden geldiğinin suç işleyip işlemeyeceğini belirlemediğini ifade etti. Güvenliğin etnik köken üzerinden değil; hukukun üstünlüğü, etkin devlet denetimi ve herkes için eşit hukuk anlayışıyla savunulması gerektiğinin altını çizdi. Avukat Cemre İpçiler de cezaevindeki yabancı yoğunluğunun tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirterek nüfus yapısı, sosyoekonomik koşullar, tutuklu yargılama, muhaceret suçları, yaş ve cinsiyet dağılımı ile polis uygulamaları dahil altı farklı olasılığa dikkat çekti. İpçiler, yeterli veri ve araştırma olmadan kesin sonuçlara ulaşılamayacağını söyledi.
Hukukçuların ortak mesajı net: Güvenlik sorunu elbette tartışılabilir; ancak bir insanı yalnızca milliyeti veya etnik kökeni nedeniyle potansiyel suçlu ilan etmek hukuki bir veri değil, ayrımcı bir yaklaşımdır.