DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Taçoy'dan Erhürman'a Sert Uyarı: Rum Tezgahına Düşmeyin, Türkiye'siz Çözüm Olmaz

09 Ağustos 2026 117 okunma
UBP Milletvekili Hasan Taçoy, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı Rum tarafının AB ve BM üzerinden yürüttüğü girişimlere karşı dikkatli olmaya çağırdı. Taçoy, Türkiye'nin garantörlüğünü sıfırlayacak hiçbir plana geçit verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, yaptığı yazılı açıklamada Kıbrıs müzakerelerine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Taçoy, Türk askerinin ve Türkiye'nin etkin garantörlüğünün ortadan kaldırılarak yerine Amerikan ve Fransız askerleriyle bir NATO garantörlüğü getirilmesinin asla kabul edilemeyeceğini belirtti. Hatta böyle bir ihtimalin gündeme gelmesine zemin hazırlamanın dahi büyük bir hata olacağını ifade etti.

Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs'ı tamamen kontrol altına alma hayalleri nedeniyle mevcut BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde bir çözüme ulaşmanın artık imkansız hale geldiğini savunan Taçoy, Türk tarafının bu noktada direnmesi ve yanlış olduğu değerlendirilen BM kararlarının değiştirilmesi için mücadele etmesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erhürman'a doğrudan seslenen Taçoy, Rum tarafının Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sona erdirmek için BM ile AB'yi kullanarak kurmaya çalıştığı tezgaha izin verilmemesi çağrısında bulundu.

Taçoy, adadaki mevcut gerçekleri temel alan ve iki tarafın eşitliğini kabul eden yeni bir müzakere anlayışı benimsenmeden başarı şansının bulunmadığını kaydetti. UBP'nin yıllardır net bir politika izlediğini vurgulayan Taçoy, Kıbrıs Türk halkının kendi devletini kurduğunu, kurumlarını oluşturduğunu ve iradesini dünyaya defalarca gösterdiğini hatırlattı. Bu gerçeklik göz ardı edilerek geçmişte defalarca başarısızlıkla sonuçlanan federasyon modelinin farklı isimler altında yeniden gündeme taşınmasının zaman kaybından öteye gitmeyeceğini dile getirdi.

Rum basınına yansıyan BM parametrelerine de sert tepki gösteren Taçoy, Genel Sekreter'in ortaya koyduğu öne sürülen yedi maddeyi sıraladı. Federal devlet, tek egemenlik, tek uluslararası kimlik, tek vatandaşlık, AB müktesebatının ada genelinde uygulanması, garantilerin kaldırılması ve yabancı askerlerin çekilmesi gibi başlıkların hiçbirinin kabul edilemeyeceğini belirtti. Bu tür önerilerin Kıbrıs Türk halkı için sonun başlangıcı anlamına geleceğini ve Türkiye'yi adadan çıkararak güvenliği ciddi biçimde sarsacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erhürman'a net uyarılarda bulunan Taçoy, Türkiye'nin garantörlüğünü ve asker varlığını sıfırlayacak bir yola yeşil ışık yakılmaması gerektiğini söyledi. KKTC'nin egemen eşitliği ve Rum tarafıyla eşit uluslararası statüsü teyit edilmeden hiçbir sürece girilmemesi çağrısı yapan Taçoy, Güven Artırıcı Önlemlerle bir yere varılamayacağını, Rum tarafının yaklaşık 40 yıldır bu süreci KKTC'nin uluslararası alanda hak ettiği yeri almasını engellemek için kullandığını savundu. Mevcut metodolojinin Rumların federasyon oyununu Türk tarafı aleyhine sürdürmesine yardımcı olduğunu öne süren Taçoy, UBP'nin kurultay kararlarının açık olduğunu, Türkiye'yi Kıbrıs'tan çıkaracak ve Kıbrıs Türk halkının haklarını zayıflatacak hiçbir öneriye onay verilmeyeceğini vurguladı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör