DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

"İhmal Zinciri Can Aldı" - Sendika Başkanı Sorumlulara Hesap Sordu

30 Temmuz 2026 69 okunma
Kamu-İş Sendikası Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Kumyalı'da bir işçinin silo çökmesi sonucu hayatını kaybetmesini "göz göre göre gelen ihmal" olarak nitelendirdi ve sorumluların yargı önüne çıkarılması için mücadele edeceklerini duyurdu.

Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Genel Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Kumyalı’daki Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) buğday silosunun çökmesi sonucu sendika üyesi Lokman Hacıhasanoğlu’nun yaşamını yitirmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Serdaroğlu, bu trajedinin bir iş kazası olmadığını, aksine yıllardır süregelen ihmal ve ertelemelerin kaçınılmaz sonucu olduğunu vurguladı.

Serdaroğlu açıklamasında, söz konusu siloların bakım ve onarım ihtiyacının yıllardır bilindiğine dikkat çekti. Sendikanın defalarca resmi yazılarla uyarıda bulunduğunu, teknik raporlarla risklerin ortaya konulduğunu ancak maliyet gerekçesiyle hiçbir güçlendirme çalışmasının yapılmadığını belirtti. En son temmuz ayında yapılan yazılı uyarının da sonuçsuz kaldığını ifade eden Serdaroğlu, bir yıl içinde korkulan facianın gerçekleştiğini kaydetti.

Sendika lideri, "Hiçbir maliyet hesabı, bir insanın hayatından daha değerli değildir" diyerek olayın bir kader değil, ihmal zincirinin ürünü olduğunu söyledi. Hacıhasanoğlu'nun ölümünün ardından sorumluların bulunması gerektiğini belirten Serdaroğlu, "Bu ihmalin hesabını kim verecek? Yoksa yine bir emekçi mi günah keçisi ilan edilecek?" sorularını yöneltti.

Serdaroğlu, hukuki sürecin sonuna kadar takip edileceğini ve Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimarlar Odası tarafından hazırlanacak teknik raporun yakından izleneceğini duyurdu. Hükümetin olay karşısındaki sessizliğini de eleştiren Serdaroğlu, başta Tarım Bakanı olmak üzere TÜK yönetiminin kamuoyuna hesap vermesi gerektiğini söyledi. Risk bilindiği halde çalışanların neden o ortamda çalıştırılmaya devam edildiğini sorgulayan sendika başkanı, "Lokman kardeşimizi ihmaller öldürdü. Bu olay unutulmayacak, unutturulmayacaktır" ifadelerini kullandı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör