Kıbrıs Müzakerelerinde Yavaşlayan Süreç ve Siyasi Sessizlik Tepki Çekiyor
- Hristodulidis'in müzakerelerde ivedilik duygusunu kaybettiği ve süreci yavaşlattığı gözlemleniyor.
- Liderler yalnızca 26 Ağustos'ta görüşmeyi önerdi, Mart 2025'ten beri sınır kapısı açılmadı.
- AKEL ve DİSİ, Hristodulidis'in sözleriyle icraatları arasındaki çelişkiyi sorgulamıyor.
- Siyasi sessizlik, Hristodulidis'in bölünme yolunda ilerlemesine olanak sağlıyor.
Kıbrıs'ta barış müzakerelerinin geleceğine ilişkin tartışmalar yeniden alevlendi. BM Genel Sekreteri'nin kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin'in yılın başında yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ın AB Konseyi dönem başkanlığının haziran sonunda tamamlanmasının ardından BM'nin barış girişimini yeniden başlatacağını duyurduğu hatırlatılıyor. O dönemde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'in bu takvime itiraz ederek müzakerelere "gelecek hafta" başlamaya hazır olduğunu söylediği biliniyor.
Holguin, dönem başkanlığının sona ermesinin ardından girişimini yeniden başlattı ve temmuz sonunda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres adayı ziyaret ederek iki liderle sürece ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. Holguin, genişletilmiş konferans öncesinde iki liderin düzenli olarak bir araya gelmesi, güven artırıcı önlemler üzerinde anlaşmaları ve izlenecek yol haritasında uzlaşmaları gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın da Hristodulidis ile her hafta görüşmeye hazır olduğunu açıkladığı belirtiliyor.
Ancak tüm bu gelişmelere rağmen Hristodulidis'in ivedilik duygusunu kaybettiği, sürecin ilerlemesi ve genişletilmiş konferansın düzenlenmesi konusunda artık acele etmediği gözlemleniyor. Hristodulidis'in Erhürman ile yalnızca 26 Ağustos'ta görüşmeyi önerdiği, Mart 2025'ten bu yana ise hiçbir sınır kapısının açılması konusunda anlaşmaya varılamadığı ifade ediliyor. Liderlerin tek bir toplantıda ilerleme sağlaması ve ek güven artırıcı önlemler üzerinde uzlaşmalarının ne kadar mümkün olduğu sorusu gündeme taşınıyor.
Eleştirilerin odağında yalnızca Hristodulidis değil, aynı zamanda bu yavaşlamaya sessiz kalan siyasi partiler de yer alıyor. Başta AKEL ve DİSİ olmak üzere hiçbir siyasi partinin, Başkan'ın sözleriyle icraatları arasındaki çelişkiyi sorgulamadığı belirtiliyor. Bu görevi yalnızca eski DİSİ lideri Averof Neofitu'nun üstlendiği, ancak onun da Kıbrıs Rum siyasetinde bu konuda yalnız kaldığı aktarılıyor. Geleneksel olarak çözüm yanlısı partiler olan AKEL ve DİSİ'nin Hristodulidis üzerinde herhangi bir siyasi baskı oluşturmadığı vurgulanıyor.
Bu sessizliğin, Hristodulidis'e ve bölünmeyi destekleyenlerin sorumluluktan kaçmasına olanak sağladığı değerlendirmesi yapılıyor. AKEL ve DİSİ'nin yaşananlar konusunda net bir tavır alıp Başkan üzerinde baskı oluşturmadığı sürece, Hristodulidis'in ELAM'ın yönlendirdiği bölünme yolunda ilerlemeye devam edeceği uyarısında bulunuluyor.