DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

Kıbrıs'ta Artan Yapılaşma Deprem Riskiyle Karşı Karşıya

18 Ağustos 2026 126 okunma
İnşaat Mühendisleri Odası, Kıbrıs'ın deprem tehlikesi altındaki bir coğrafyada bulunduğunu belirterek, son yıllarda hız kazanan yapılaşmanın deprem güvenliği açısından ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.
Öne Çıkanlar
  • İnşaat Mühendisleri Odası, Kıbrıs'ın deprem riski taşıdığını vurguladı.
  • Artan ve yoğunlaşan yapılaşmanın deprem riskini büyüteceği belirtildi.
  • Etkin ve sürdürülebilir yapı denetim sistemi risk azaltmada vazgeçilmez görüldü.
  • Mevcut yapı stokunun değerlendirilmesi ve riskli yapıların güçlendirilmesi öncelikli konular arasında sayıldı.

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 27. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, adanın deprem riski taşıyan bir bölgede yer aldığına dikkat çekti. Açıklamada, Marmara Depremi'nin yapı güvenliği ve sağlıklı kentleşmenin deprem karşısındaki hayati önemini gözler önüne serdiği, yaşanan can kayıplarının temelinde ise yeterli güvenliği sağlamayan yapılar ile plansız yapılaşmanın yattığı vurgulandı.

Oda, özellikle son yıllarda ülke genelinde artan ve belirli bölgelerde yoğunlaşan yapılaşmanın, Kıbrıs'ın deprem gerçeği göz önünde bulundurularak çok daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti. Yapılaşma yoğunluğunun artmasının, gerekli önlemler alınmadığı takdirde deprem riskini ve olası kayıpları büyüteceği belirtildi.

Kent planlaması, yapılaşma yoğunluklarının belirlenmesi ve yeni yapı alanlarının oluşturulması süreçlerinde Kıbrıs'ın deprem tehlikesi ile olası deprem senaryolarının temel unsurlardan biri olması gerektiği kaydedilen açıklamada, etkin ve sürdürülebilir bir yapı denetim sisteminin deprem riskini azaltmanın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu dile getirildi. Bir yapının güvenliğinin yalnızca doğru projelendirmeyle sağlanamayacağı, projelendirmeden malzeme seçimine, yapım sürecinden tamamlanmasına kadar tüm aşamaların yetkin mühendislik hizmetleri ve etkin denetim mekanizmaları altında yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

İnşaat Mühendisleri Odası, mevcut yapı stokunun bilimsel ve mühendislik esaslarına göre değerlendirilmesi, riskli yapıların tespit edilmesi ve gerekli güçlendirme veya yenileme çalışmalarının yapılmasının deprem zararlarını azaltmada öncelikli konular arasında yer alması gerektiğini belirtti. Açıklamada, depremin bir doğa olayı olduğu, afete dönüşmesinin ve yaşanacak can ve mal kayıplarının boyutunun ise kentlerin ve yapıların depreme ne kadar hazırlandığıyla doğrudan ilişkili olduğu ifade edildi. Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler rahmetle anılırken, deprem olmadan önce gerekli önlemlerin alınmasının önemine işaret edildi. Kıbrıs'ta depreme dirençli kentler ve güvenli yapılar oluşturmanın, yapılaşmayı bilimsel ve mühendislik esasları doğrultusunda planlamanın, yetkin mühendislik hizmetlerini güvence altına almanın, mevcut yapı stokunun güvenliğini değerlendirmenin ve etkin bir yapı denetim sistemini hayata geçirmenin ortak sorumluluk olduğu vurgulandı.

Sık Sorulan Sorular

Kıbrıs'ın deprem riski taşıyan bir bölgede olduğu belirtiliyor, peki bu risk hangi bölgelerde daha yoğun?
Haberde belirli bölgelerin ismi verilmeden, yapılaşmanın belirli bölgelerde yoğunlaştığı ve bu durumun riski büyütebileceği ifade ediliyor.
Yapı denetim sisteminin etkin olmaması durumunda ne gibi sonuçlar doğabilir?
Habere göre, etkin ve sürdürülebilir bir yapı denetim sistemi deprem riskini azaltmanın vazgeçilmez unsurlarından biri olarak gösteriliyor; eksikliği halinde olası kayıpların büyüyebileceği belirtiliyor.
Bir yapının güvenliği hangi aşamalarda sağlanabilir?
Haberde, güvenliğin projelendirmeden malzeme seçimine, yapım sürecinden tamamlanmasına kadar tüm aşamalarda yetkin mühendislik hizmetleri ve etkin denetim mekanizmaları altında yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör