Kıbrıs'ta Statüko Kazanıyor: İnisiyatiften Liderlere Sert Çağrı
İnisiyatiften yapılan yazılı açıklamada, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyareti ve kişisel çabalarını yeniden başlatması memnuniyetle karşılanırken, ziyaretin hemen ardından somut sonuçlar elde edilememesinin yarattığı hayal kırıklığı dile getirildi. Guterres’in iki toplum lideri ve sivil toplum temsilcileriyle görüşmesi ile Kıbrıslıların barış içinde bir gelecek istediğine dair değerlendirmesi olumlu bulundu.
Bununla birlikte, yeni sınır kapılarının açılması konusunda dahi bir anlaşma sağlanamadığına, genişletilmiş 5+1 toplantısı için takvim belirlenmediğine ve sürecin sonraki aşamasına ilişkin ortak bir anlayışın oluşmadığına dikkat çekildi. Tarafların ziyaret sonrası yaptığı açıklamaların, çerçeveyi farklı biçimlerde yorumlamaya devam ettiğini gösterdiği belirtildi. Kıbrıs Türk liderliğinin güven artırıcı önlemler ve sonuç odaklı yöntemi vurguladığı, Kıbrıs Rum liderliğinin ise daha önce sağlanan yakınlaşmaları, BM çerçevesini ve AB’nin rolünü öne çıkardığı ifade edildi. Türkiye’nin ise ortak bir zemin bulunmadığını ve geçmişte izlenen çözüm modellerini reddettiğini belirttiği kaydedildi.
Mevcut koşullar altında en büyük kazananın statüko olduğu vurgulanan açıklamada, bu durumun umutsuzluk için bir mazeret olmaması gerektiği ifade edildi. İnisiyatif, iki lidere daha sık görüşme yönündeki iradelerini BM himayesinde düzenli ve yoğun bir takvime dönüştürmeleri çağrısında bulundu. 26 Ağustos 2026’da yapılması planlanan liderler toplantısı memnuniyetle karşılanırken, bu toplantının somut ilerlemeler sağlayabilmesi için gerekli hazırlıkların önceden acilen tamamlanması talep edildi.
Açıklamada ayrıca liderlerin, Crans-Montana sürecine kadar sağlanan yakınlaşmaları ve BM Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlanan siyasi eşitliğe dayalı iki bölgeli, iki toplumlu federasyon parametrelerini esas alan ortak bir müzakere yöntemi üzerinde uzlaşması gerektiği belirtildi. Gelecekte yapılacak 5+1 toplantısının sembolik bir diplomatik etkinlik değil, müzakerelere geçişi sağlayacak bir karar alma aşaması olması gerektiği vurgulandı. Kalıcı bir çözümün Ankara, Atina, Brüksel, Londra veya New York’ta hazırlanıp Kıbrıslılara sunulmaması, öncelikle iki toplum tarafından şekillendirilip sahiplenilmesi gerektiği ifade edildi. Sivil topluma da örgütlenmeyi güçlendirme ve liderler üzerinde somut sonuçlar alınması için daha fazla baskı oluşturma çağrısı yapıldı.