DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR EN DE RU
Siyaset

KKTC'nin adına müdahale girişimine DP'den sert yanıt

24 Temmuz 2026 97 okunma
Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhat Akpınar, TBMM'de bir siyasi partinin KKTC'nin adının değiştirilmesini gündeme getirmesini kabul edilemez bulduklarını belirtti. Akpınar, devletin adına karar verme yetkisinin yalnızca Kıbrıs Türk halkına ait olduğunu vurguladı.

Serhat Akpınar yaptığı yazılı açıklamada, TBMM'deki görüşmeler sırasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin isminin "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" olarak değiştirilmesi yönündeki öneriyi şaşkınlıkla karşıladıklarını ifade etti. Akpınar, bu tür bir girişimin egemenlik ilkesi açısından son derece yanlış ve talihsiz olduğunu söyledi.

Akpınar, herkesin temel bir gerçeği anlaması gerektiğini belirterek, KKTC'nin bağımsız ve egemen bir devlet olduğunu hatırlattı. Devletin adı, anayasal düzeni ve geleceği üzerinde söz söyleme hakkının yalnızca Kıbrıs Türk halkına ve KKTC'nin anayasal kurumlarına ait olduğunu kaydetti. Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının en güçlü destekçisi olduğunu ancak bu desteğin devletin egemenlik haklarına müdahale anlamına gelmediğini vurguladı.

"Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü" ilkesine vurgu yapan Akpınar, bir devletin adının başka bir ülkenin parlamentosunda tartışılmasını ve değiştirilmesini önermenin kabul edilemez olduğunu belirtti. Akpınar, "Bu kararın tek sahibi Kıbrıs Türk halkıdır" ifadelerini kullandı.

Akpınar, bugün asıl ihtiyacın KKTC'nin mevcut anayasal kimliğiyle uluslararası alanda tanınması ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların sona erdirilmesi olduğunu söyledi. Devletin adını değiştirmeye yönelik gereksiz tartışmalar yerine, TBMM'nin KKTC'nin adını dünyaya kabul ettirmek için seferberlik başlatması gerektiğini savundu.

Açıklamasının sonunda, söz konusu önerinin TBMM'de reddedilmesini doğru bir tutum olarak değerlendiren Akpınar, bu hassasiyeti gösteren AK Parti ve MHP milletvekillerine teşekkür etti. Akpınar, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır. Egemen bir devlettir. Adı da geleceği de Kıbrıs Türk halkına aittir" diyerek sözlerini noktaladı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör