DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Köroğlu'ndan sert uyarı: Plansızlığın bedeli her alanda ödeniyor

17 Ağustos 2026 68 okunma
Halkın Partisi MYK Üyesi Dt. Teksen Köroğlu, ülkenin gerçek nüfusu bilinmeden sağlıklı kamu planlaması yapılamayacağını belirterek plansızlığın faturasının sağlıktan eğitime, trafikten gıda güvenliğine kadar her alanda ağır şekilde ödendiğini söyledi.
Öne Çıkanlar
  • Köroğlu, ülke sorunlarının temelinde plansızlık ve denetimsizliğin olduğunu söyledi.
  • Gerçek nüfus bilinmeden sağlıklı kamu planlaması yapılamayacağını vurguladı.
  • Devlet hastanesinin güven duyulan birinci seçenek olması gerektiğini belirtti.
  • Meclis ve hükümete planlama kapasitesini yeniden kurma çağrısı yaptı.

Halkın Partisi (HP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Dt. Teksen Köroğlu, Ada TV'de Yalçın Cemal ile Söyleşi programında ülkenin sağlık, eğitim, nüfus, çevre, gıda güvenliği, güvenlik ve yönetim alanlarında yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Köroğlu, bu sorunların birbirinden bağımsız olmadığını, temelinde plansızlık ve denetimsizliğin bulunduğunu ifade etti.

Ülkenin gerçek nüfusu bilinmeden sağlıklı bir kamu planlaması yapılamayacağını vurgulayan Köroğlu, nüfusun yalnızca bir rakam olmadığını belirterek "Nüfusu planlamazsanız bunun bedelini sadece okulda ödemezsiniz. Hastanede ödersiniz, trafikte ödersiniz, çevrede ödersiniz, konut fiyatlarında, markette, altyapıda, suda, elektrikte ve asayişte ödersiniz" dedi.

Köroğlu, meselenin yalnızca nüfus olmadığını, asıl konunun devlet kapasitesi olduğunu dile getirdi. Bir ülkenin taşıyabileceği nüfusun okul, hastane, yol, su, kanalizasyon, elektrik ve çevre kapasitesiyle sınırlı olduğunu kaydeden Köroğlu, bu hesaplamalar yapılmadan "nüfus artsın, ekonomi büyüsün" demenin devlet yönetimi olmadığını söyledi.

Sağlık sistemindeki ilaç, randevu, personel ve hizmet sorunlarına işaret eden Köroğlu, vatandaşın kamu sağlık sistemine güveninin yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirtti. "Sağlıkta mesele daha fazla bina yapmak değildir. Mesele, insanın hastalandığında güvenebileceği bir sistem kurmaktır. Devlet hastanesi vatandaş için mecbur kaldığı ikinci seçenek değil, güven duyduğu birinci seçenek olmalıdır" ifadelerini kullandı.

Artan nüfusa rağmen okul, öğretmen ve altyapı planlamasının yeterince yapılamadığını aktaran Köroğlu, eğitimde yaşanan sorunların yalnızca bugünün değil geleceğin de sorunu olduğunu vurguladı. Gıda güvenliği ve çevre konusunda denetimin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Köroğlu, devletin görevinin zarar ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil riski önceden önlemek olduğunu söyledi. Köroğlu, "Artık teşhis değil, tedavi zamanı. Nüfusumuzu gerçek verilerle ortaya koymalı, kamu kapasitemizi hesaplamalı, denetim mekanizmalarını güçlendirmeli ve devletin planlama kapasitesini yeniden kurmalıyız" diyerek Meclis'e ve hükümete çağrıda bulundu.

Sık Sorulan Sorular

Köroğlu, nüfus planlamasının yapılmamasının hangi alanlarda bedel ödetileceğini belirtiyor?
Sağlık, eğitim, trafik, çevre, konut fiyatları, market, altyapı, su, elektrik ve asayiş alanlarında bedel ödeneceğini söylüyor.
Köroğlu'na göre bir ülkenin taşıyabileceği nüfus neye bağlıdır?
Okul, hastane, yol, su, kanalizasyon, elektrik ve çevre kapasitesiyle sınırlı olduğunu belirtiyor.
Köroğlu, sağlık sistemindeki temel sorunun ne olduğunu vurguluyor?
Vatandaşın kamu sağlık sistemine güveninin yeniden tesis edilmesi gerektiğini, devlet hastanesinin güven duyulan birinci seçenek olması gerektiğini ifade ediyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör