DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

Maaş Artışı Cepte Erimeden Bitti: Vatandaştan Piyasaya Sıkı Denetim Çağrısı

08 Ağustos 2026 42 okunma
Yeni asgari ücret zammı hesaplara yattı ancak vatandaşlar, temel ihtiyaçlara gelen fiyat artışları karşısında bu zammın hiçbir rahatlama getirmediğini söylüyor. Çözümün yalnızca maaş artışı değil, piyasa denetimlerinin sıkılaştırılması olduğu vurgulanıyor.

Zamlı maaşlarını alan yurttaşlar, kira, elektrik ve mutfak masraflarındaki artışın, ellerine geçen parayı daha harcamadan erittiğini dile getiriyor. Birçok kişi, alım gücünün giderek düştüğüne dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu.

Sevgen Kali, zamlı maaşın banka kesintileri ve diğer ödemeler nedeniyle cebine yansımadığını belirterek, “Bu ülkede kendimi bildim bileli enflasyon var. Sadece asgari ücreti artırmak çözüm olmadı. Maaşlar giderlere yetmiyor, sürekli eksideyiz” dedi. Caner Elkıran ise maaş artışından önce piyasanın harekete geçtiğini, keşke maaşlar artmasa da fiyatlar sabit kalsa diyerek tepkisini ortaya koydu.

Mehmet Bulut, bir kilo taze fasulyenin 220 liraya çıktığını örnek göstererek yüzde 16’lık artışın piyasa gerçekleri karşısında sıfırlandığını söyledi. Buna karşın Salih Küçükoğlu, zamlı maaşın kendisini kısmen rahatlattığını ancak tüm giderleri karşılamadığını ifade etti.

Üretici Ömer Özkılıçlar ise hayvancılıkla uğraştığını belirterek üretimin bittiğini, asgari ücrete 8 bin TL artış yapılırken piyasadaki artışın 18 bin TL’yi bulduğunu savundu. Gökmen Topkayalı da asgari ücret konuşulmaya başlandığı anda fırsatçılığın devreye girdiğini ve bu gidişle bir şeylerin düzeleceğine dair inancının kalmadığını aktardı.

Nevzat Duran ve Murat Çiftçi, devletin piyasada sıkı denetim yapması gerektiğini vurgularken, Muhammed Talan pandemi öncesini özlediğini dile getirdi. Bülent Ufuk Bulli ise elektrik ve su faturalarının ardından elde bir şey kalmadığını, marketler kontrol altına alınmazsa durumun daha da kötüleşeceğini söyledi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör