DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

Mahkeme çalışanlarından hükümete net ültimatom: 15 Eylül son tarih

17 Ağustos 2026 88 okunma
Kamu sendikaları, mahkemelerdeki personel açığının iki aydır giderilmemesi üzerine hükümete 15 Eylül'e kadar süre tanıdı. Talepler karşılanmazsa 16 Eylül'de grev başlayacak.
Öne Çıkanlar
  • Üç sendika hükümete 15 Eylül'e kadar süre tanıdı.
  • Süre dolarsa 16 Eylül'de mahkemelerde iş bırakma eylemi yapılacak.
  • Personel eksikliği için iki aydır hükümetten somut adım gelmedi.
  • Haziran'da Lefkoşa Kaza Mahkemesi önünde basın açıklaması yapılmıştı.

KTAMS, KAMU-İŞ ve KAMUSEN, mahkemelerde süregelen personel eksikliği konusunda hükümete yaptıkları başvurunun yanıtsız kaldığını açıkladı. Üç sendika ortak bir karar alarak hükümete 15 Eylül tarihine kadar mühlet verdi; bu süre içinde somut bir adım atılmaması durumunda 16 Eylül sabahı itibarıyla mahkemelerde iş bırakma eylemine geçileceği bildirildi.

Sendikaların ortak açıklamasında, personel yetersizliğine dikkat çekmek amacıyla 12 Haziran 2026'da Lefkoşa Kaza Mahkemesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildiği hatırlatıldı. O eylemde hükümete istihdam sağlanması için 15 Eylül'e kadar süre tanındığı, ancak aradan geçen iki aya rağmen personel açığını kapatmaya yönelik hiçbir girişimde bulunulmadığı vurgulandı.

Açıklamada hükümete çağrı yinelenerek şu ifadelere yer verildi: "15 Eylül tarihine kadar olumlu bir gelişme olmaması halinde sendikalarımız 16 Eylül itibarıyla mahkemelerde grev başlatacaktır."

Sık Sorulan Sorular

Mahkemelerdeki personel açığı hangi tarihten beri giderilmedi?
Personel açığı, 12 Haziran 2026'da yapılan basın açıklamasından bu yana iki aydır giderilmedi.
Sendikalar hükümete hangi tarihe kadar süre tanıdı?
Sendikalar hükümete 15 Eylül tarihine kadar süre tanıdı.
Talepler karşılanmazsa sendikalar ne zaman grev başlatacak?
Talepler karşılanmazsa sendikalar 16 Eylül itibarıyla mahkemelerde grev başlatacak.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör