DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

Maviş'ten Sert Tepki: Kıbrıslı Türkler Topluca Cezalandırılamaz

28 Ağustos 2026 85 okunma
KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş, son dönemde iptal edilen kültür ve spor etkinliklerine ilişkin yaptığı açıklamada, Kıbrıslı Türk toplumunun dünyadan koparılmaya çalışıldığını belirterek bu anlayışa karşı mücadele çağrısında bulundu.
Öne Çıkanlar
  • KTÖS Genel Sekreteri Maviş, Kıbrıslı Türk toplumunun topluca cezalandırılamayacağını vurguladı.
  • ELAM girişimleriyle Girne'deki NEXUS Müzik Festivali ve Barcelona futbol kampı iptal edildi.
  • Maviş, tecrit siyasetinin ana akım siyaset ve devlet kurumlarına dönüştüğünü belirtti.
  • Kıbrıslı Türklerin 1960 Cumhuriyeti'nin kurucu ortağı olduğunu, azınlık olmadığını ifade etti.

KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş, Kıbrıslı Türk toplumunun sendikaları, belediyeleri, eğitim kurumları, spor kulüpleri, sanatçıları ve sivil toplum örgütleriyle var olduğunu vurgulayarak, bu toplumun yok sayılamayacağını, dünyadan koparılamayacağını ve topluca cezalandırılamayacağını ifade etti.

Maviş yazılı açıklamasında, son haftalarda ELAM öncülüğünde yürütülen girişimler sonucunda Girne'de planlanan NEXUS Müzik Festivali ile çocuklara yönelik Barcelona futbol kampının iptal edildiğini hatırlattı. Zamna Festivali, halk dansları etkinlikleri, üniversitelerin uluslararası sıralamalardaki konumu ve yabancı siyasetçilerin Kıbrıslı Türklerle temaslarının da hedef alındığını kaydeden Maviş, meselenin yalnızca ELAM'ın açıklamalarından ibaret görülmemesi gerektiğini belirtti. Rum Yönetimi'nin diplomatik olanakları, Rum Futbol Federasyonu, Avrupa Parlamentosundaki bazı temsilciler ve farklı siyasi çevrelerin de bu girişimlere dahil olduğunu dile getirdi.

Aşırı sağın Kıbrıslı Türkleri tecrit siyasetinin ana akım siyasetin ve devlet kurumlarının uygulamasına dönüştüğünü ifade eden Maviş, müziğin, sanatın, kültürün ve çocukların spor yapmasının engellenmesinden zafer çıkmayacağını söyledi. Buradan çıkacak tek sonucun toplumlar arasındaki güvensizliğin büyümesi ve Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün daha da derinleşmesi olduğunu vurguladı.

Bir devletin tanınması ile bir toplumun çocukları, gençleri, sanatçıları, sporcuları, sendikaları, üniversiteleri ve sivil toplum örgütleriyle ilişki kurulmasının aynı şey olmadığını belirten Maviş, "Kıbrıslı Türklerle görüşmek, onların varlığını ve sesini kabul etmektir" dedi. Bugün AB vatandaşları ile gerekli seyahat belgelerine sahip üçüncü ülke vatandaşlarının Yeşil Hat üzerinden milyonlarca kez kuzeye geçtiğini, burada konakladığını ve günlük yaşama katıldığını hatırlatan Maviş, buna karşılık aynı insanların bir konser, kültür festivali veya spor kampı aracılığıyla Kıbrıslı Türklerle buluşmasının "normalleşme" gerekçesiyle engellendiğine dikkat çekti.

1960 Cumhuriyetinin iki toplumun anayasal ortaklığı temelinde kurulduğunu anımsatan Maviş, Kıbrıslı Türklerin bu devletin sonradan haklar verilen azınlığı değil, kurucu ortaklarından biri olduğunu ifade etti. Buna rağmen Kıbrıslı Rum siyasi elitlerinin Cumhuriyeti tek toplumun mülkü olarak kullandığını belirten Maviş, BM ve AB üyeliğinin sağladığı gücün Kıbrıslı Türkleri cezalandırmanın ve dünyadan koparmanın aracı haline getirildiğini kaydetti. Kıbrıslı Türklerin çaresiz olmadığını vurgulayan Maviş, ayrılıkçılığa teslim olmadan, eşitlikten ve dünyayla doğrudan bağ kurma hakkından vazgeçmeden mücadelenin sürdürüleceğini sözlerine ekledi.

Sık Sorulan Sorular

Hangi etkinlikler iptal edildi?
Girne'de planlanan NEXUS Müzik Festivali ve çocuklara yönelik Barcelona futbol kampı iptal edildi.
Maviş'e göre bu girişimlerde kimler yer alıyor?
ELAM öncülüğünde yürütülen girişimlere Rum Yönetimi, Rum Futbol Federasyonu, Avrupa Parlamentosundaki bazı temsilciler ve farklı siyasi çevreler dahil.
Maviş bu durumun sonucunun ne olacağını belirtiyor?
Toplumlar arasındaki güvensizliğin büyüyeceğini ve Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün daha da derinleşeceğini söylüyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör