DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Nazlı'dan süpermarket saldırısı sonrası sert çıkış: Asıl sorumlu önlem almayan devlet

05 Ağustos 2026 108 okunma
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, bir süpermarkette yaşanan kadına yönelik şiddet olayının münferit görülemeyeceğini belirterek, mağdurun daha önce kurumlara başvuru yapıp yapmadığının açıklanmasını talep etti. Nazlı, kadınları koruyacak mekanizmaların yıllardır kurulmaması nedeniyle asıl sorumluluğun devlette olduğunu vurguladı.

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, gündüz saatlerinde bir süpermarkette meydana gelen kadına yönelik şiddet olayına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yaşananların hem bir yurttaş hem de bir kadın olarak kendisini derinden sarstığını ifade eden Nazlı, saldırıya uğrayan kadının sağlığına kavuşması temennisinde bulundu.

Saldırının tekil ve istisnai bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Nazlı, bunun kadınları şiddete karşı korumayan ve etkili önleme mekanizmaları oluşturmayan erkek egemen neoliberal sistemin bir sonucu olduğunu söyledi. Kadına yönelik şiddetin çoğunlukla tanıdık kişiler tarafından uygulandığına dikkat çeken Nazlı, bu tür saldırıların aniden ortaya çıkmadığını, şiddetin özel alanda farklı biçimlerde ve dönemlerde kendini gösterdiğini belirtti.

Kadınların ilk taciz mesajını, sözlü şiddeti ya da fiziksel müdahaleyi çoğu zaman resmi makamlara taşımadığını vurgulayan Nazlı, genellikle kendi başlarına çözemeyecekleri noktada şikâyet yoluna başvurduklarını ifade etti. Olayın tüm ayrıntıları henüz bilinmemekle birlikte, bu ağırlıkta bir şiddet vakasının hiçbir ön belirti olmadan gerçekleştiğine inanmadığını dile getirdi.

Nazlı, polisin Sosyal Hizmetler Dairesi veya Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi nezdinde mağdurun saldırganla ilgili herhangi bir şikâyeti, şiddet tehdidi başvurusu ya da destek talebi bulunup bulunmadığını kamuoyuyla paylaşması gerektiğini belirtti. Böyle bir başvuru varsa ilgili kurumların attığı adımların da açıklanmasının önem taşıdığını kaydetti.

Ülkede şiddet önleme merkezlerinin hâlâ kurulmadığını, polisin kadına şiddet birimlerinin tüm bölgelerde örgütlendirilmediğini, ALO 183 hattının etkin altyapıya kavuşturulmadığını, devlet tarafından işletilen tek bir sığınma evinin dahi bulunmadığını ve kadına yönelik şiddet suçlarında ağır teminat koşullarının uygulanmadığını hatırlatan Nazlı, bu eksikliklerin kadınların güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Failin cezalandırılmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Nazlı, “Bugün bir süpermarkette kız kardeşimizin başına gelenler hepimizin güvenliğini tehdit ediyor. Bu nedenle yaşanan her kadına şiddet vakasında yalnızca fail değil, gerekli önlemleri almayan devlet de sorumludur” ifadelerini kullandı.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör