DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

Okullardaki Cinsel Saldırı Skandalında Bakanlığa Sert Sorular: Bu Kişi Gece Neden Okulda Kalıyordu?

20 Ağustos 2026 73 okunma
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı Ahmet Karaoğulları, Güzelyurt ve Lefkoşa'daki liselerde yaşanan cinsel saldırı iddialarının ardından Eğitim Bakanlığı'na yönelttiği sorularla güvenlik açıklarını gündeme taşıdı.
Öne Çıkanlar
  • KTOEÖS Başkanı, Güzelyurt ve Lefkoşa'daki cinsel saldırıların faillerinin okula alınma koşullarının araştırılmasını istedi.
  • Bakanlığa, saldırganın gece okulda yatılı kalmasına nasıl izin verildiği ve sabıka kaydının sorgulanıp sorgulanmadığı soruldu.
  • Lefkoşa'daki 14 yaşındaki çocuğa saldırıda, denetimsiz hizmet alımı nedeniyle Eğitim Bakanlığı birincil sorumlu tutuldu.
  • Geçen yıl taşeron güvenlik görevlilerinden sabıka kaydı istenmediği ve denetlenmediği belirtildi.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Ahmet Karaoğulları, son günlerde basına yansıyan ve toplumda büyük tepki uyandıran okul ortamlarındaki cinsel saldırı olaylarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Karaoğulları, Güzelyurt ve Lefkoşa'daki liselerde çocuklara yönelik gerçekleştiği bildirilen saldırıların faillerinin okullara kim tarafından ve hangi koşullarda alındığının araştırılmasını talep etti.

Güzelyurt Meslek Lisesi'nde yaşandığı belirtilen olayla ilgili "çok pis kokular geldiğini" ifade eden Karaoğulları, Eğitim Bakanlığı'na bir dizi soru yöneltti. Söz konusu kişinin Mesleki Teknik Öğretim Dairesi tarafından görevlendirilip görevlendirilmediğini, gece okulda yatılı kalmasına neden ve nasıl izin verildiğini, sabıka kaydının sorgulanıp sorgulanmadığını soran Karaoğulları, çocuklarla temas edecek kişiler için güvenlik ve geçmiş kontrolü yapılıp yapılmadığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Lefkoşa'da 14 yaşındaki bir çocuğa karşı lise inşaatında gerçekleşen saldırıya da değinen Karaoğulları, hizmet alımı yapan ancak gerekli denetimi yapmayan Eğitim Bakanlığı'nın birincil derecede sorumlu olduğunu vurguladı. Geçtiğimiz yıl güvenlik görevlisi hizmet alımı kapsamında bazı okullara taşeron şirket tarafından gönderilen kişilerden sabıka kaydı istenmediğini ve bu görevlilerin denetlenmediğini belirten Karaoğulları, personelin hangi kriterlere göre seçildiğini ve adli sicil kayıtlarının kontrol edilip edilmediğini sordu.

Karaoğulları, sendika olarak okullardaki güvenlik risklerini defalarca gündeme getirdiklerini ancak Eğitim Bakanlığı ve hükümetin duyarsız kaldığını söyledi. Ülkeye kontrolsüz girişlerin durdurulması, eğitime yeterli bütçe ayrılması, öğretmen ve yönetici kadrolarının torpilli ve geçici görevlendirmelerle değil şeffaf atamalarla doldurulması çağrısında bulunan Karaoğulları, çocukların güvenliğinin devletin ve Eğitim Bakanlığı'nın birincil sorumluluğu olduğunu hatırlattı.

"Belki de torpilli olduğu için bu şahsı okul ortamına koyan, mevzuata aykırı bir şekilde görevlendirerek suç işlemesine neden olanlar hesap vermeli, gerekirse yargılanmalı ve bedelini ödemelidir" diyen Karaoğulları, sendikanın bu konuda gerekli girişimleri yapacağını ve bu düzene karşı her türlü mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

Sık Sorulan Sorular

Güzelyurt Meslek Lisesi'ndeki olayda, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen kişinin okulda görevlendirilmesi hangi daire tarafından yapıldı?
Haberde, kişinin Mesleki Teknik Öğretim Dairesi tarafından görevlendirilip görevlendirilmediğinin sorulduğu belirtiliyor.
Lefkoşa'daki lise inşaatında 14 yaşındaki bir çocuğa saldırı gerçekleştiren kişi, okulda hangi statüyle bulunuyordu?
Haberde, bu kişinin hizmet alımı kapsamında görevlendirildiği ve Eğitim Bakanlığı'nın denetim yapmadığı ifade ediliyor.
Geçtiğimiz yıl okullara taşeron şirket tarafından gönderilen güvenlik görevlilerinin seçiminde hangi kontrol yapılmadı?
Haberde, bu kişilerden sabıka kaydı istenmediği ve denetlenmediği belirtiliyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör