Sahte Diploma ve Tüp Bebek İddiaları KKTC'nin İki Kritik Sektörünü Tehdit Ediyor
- Sahte diploma ve tüp bebek iddiaları KKTC'nin yükseköğretim ve sağlık turizmini tehdit ediyor.
- Jale Refik Rogers, her iki alanda da denetim mekanizmalarının acilen güçlendirilmesini istedi.
- Rogers, tüp bebek sektöründe yasal zemine rağmen denetim boşlukları olduğunu belirtti.
- Rogers, denetim eksikliğinin tüm sektörlerin güvenilirliğine ve ülke itibarına zarar verebileceğini söyledi.
Ülkede patlak veren sahte diploma olayları ve İngiltere basınında gündeme gelen tüp bebek merkezleriyle ilgili iddialar, KKTC ekonomisinin lokomotif sektörlerinden yükseköğretim ve sağlık turizminin geleceğini tehlikeye sokuyor. Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers, bu gelişmelerin aslında uzun süredir devam eden denetimsizlik ve başıboşluğun kaçınılmaz bir sonucu olduğunu belirterek her iki alanda da denetim mekanizmalarının acilen güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Rogers, tüp bebek sektörünün 2014'te yürürlüğe giren Doku ve Organ Nakli Yasası ile 2016'da çıkarılan Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Tüzüğü sayesinde yasal zemine oturtulduğunu ancak buna rağmen denetim tarafında ciddi boşluklar bulunduğunu ifade etti. Sağlık Bakanlığı'nın etkin denetim, düzenli takip ve izlenebilirlik konusunda yeterli bir sistem kurduğunu söylemenin mümkün olmadığını dile getirdi.
Yükseköğretim alanında da benzer bir manzara olduğuna dikkat çeken Rogers, YÖDAK'ın mevcut yapısı ve kapasitesinin hızla büyüyen sektörü gerektiği gibi denetlemekten uzak olduğunu savundu. Sahte diploma vakaları ile tüp bebek merkezlerine yönelik iddiaların ortak paydasının denetim eksikliği olduğunu vurgulayan Rogers, sorunun yalnızca ilgili kurumlarla sınırlı kalmadığının altını çizdi.
Denetim ve takip sistemlerinin işlemediği sektörlerde ortaya çıkan sorunların bedelini sadece hata yapanların ödemediğini belirten Rogers, işini doğru ve etik şekilde yürüten kişi ve kurumların da bu durumdan zarar görebileceğine işaret etti. Birkaç kurumda yaşanan olumsuzlukların zamanla tüm sektörün güvenilirliğini zedeleyebileceğini ve ülkenin uluslararası itibarına kalıcı hasar verebileceğini kaydetti.
Yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğini söyleyen Rogers, şeffaflık, hesap verebilirlik ve izlenebilirlik kavramlarının yalnızca kriz anlarında hatırlanmaması gerektiğini vurguladı. "Kendi ayakları üzerinde duran, kurumlarına güvenilen ve uluslararası alanda itibar gören bir ülke yaratmak istiyorsak bunu ancak güçlü kurumlar ve etkin denetim mekanizmalarıyla başarabiliriz" diye konuştu.