DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

Taçoy'dan AB'ye Sert Eleştiri: "NATO'nun Arka Kapısı"

31 Temmuz 2026 127 okunma
Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Hasan Taçoy, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs meselesindeki tutumunu sorgulayarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin SAFE anlaşmasıyla fiilen NATO'ya entegre edildiğini ve bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu öne sürdü.

Katıldığı bir televizyon programında değerlendirmelerde bulunan Taçoy, mevcut koşullarda AB'nin Kıbrıs konusundaki sınırlarını çizmenin güç olduğunu ifade etti. Rum yönetiminin Birliğe üyeliğinin sonuçlarını analiz ettiğinde çok daha derin noktalara ulaştığını belirten Taçoy, bu üyeliğin ardından güvenlik ve savunma alanında yeni kapıların aralandığını kaydetti.

Taçoy, ABD'nin Rum yönetimine uyguladığı silah ambargosunun bu üyelikle birlikte kaldırıldığını ve Rum kesiminin silahlanmada farklı bir boyuta geçtiğini vurguladı. Artık Rus yapımı silahlar yerine NATO standartlarındaki teçhizatla donatıldıklarını belirten Taçoy, Rum yönetiminin SAFE anlaşması dahilinde kendini bulduğunu ve bir noktada ittifakın arka kapısından içeri alındığını dile getirdi.

Türkiye'nin yalnızca garantör ülke olmadığını, aynı zamanda 1959'da Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kuran taraflardan biri olduğunu hatırlatan Taçoy, adada yeni bir devletin kuruluşunda İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'nin imzalarının bulunduğunu söyledi. Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasının yok sayılarak hareket edildiğini öne süren Taçoy, Rum yönetiminin hem AB'ye girişinin hem de Garanti ve İttifak Anlaşması'na aykırı şekilde SAFE'ye dahil edilmesinin hukuk dışı olduğunu savundu.

Rum yönetiminin bu özgüvenle İsrail, Fransa ve ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelerle ayrı askeri anlaşmalar imzaladığına dikkat çeken Taçoy, bu durumun adaya farklı çatışma tohumları ektiğini ve kurucu anlaşmayı tek taraflı olarak ortadan kaldırdığını ifade etti. Kıbrıs Türk tarafının asıl sorgulaması gereken noktanın burası olduğunu belirten Taçoy, Rum yönetiminin müzakere masasına dönmemesi halinde SAFE içindeki ilerleyişinin süreceğini, buna karşın Kıbrıs Türk tarafının güven yaratıcı adımlarının ve özlü konulardaki tartışmalarının bulunmadığını söyledi.

"Masaya oturma mecburiyetimiz var mı?" sorusunu kendisine yönelttiğini aktaran Taçoy, oturmamanın da oturmanın da kayıplara yol açacağını, bu nedenle uluslararası toplumun uyandırılması gerektiğini kaydetti. Yurt dışı temaslarında bu mesajları daha güçlü şekilde dile getireceğini belirten Taçoy, kapıları aşındırmak ve yıkmak gerektiğini, savunma yerine ofansif bir çalışma anlayışını tercih ettiğini sözlerine ekledi.

Türkiye'nin iki devletli çözüm politikasından vazgeçmediğini hatırlatan Taçoy, bu modelin nasıl hayata geçirileceğinin önem taşıdığını belirtti. Vatandaşın müzakere sürecinde en çok güvenlik ve savunma konusunu önemsediğini vurgulayan Taçoy, halkın asıl endişesinin adada bilinmeyen güçlerin kontrolüne teslim edilip edilmeyeceği olduğunu ifade etti.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör