DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Siyaset

TDP'den Sert Uyarı: Kadınlar Sokakta Güvende Değilse Hükümet Başarılı Sayılamaz

03 Ağustos 2026 99 okunma
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Lefkoşa'da genç bir kadının ağır yaralandığı saldırı sonrası hükümeti eleştirerek, kadına yönelik şiddeti önlemenin devletin temel görevi olduğunu belirtti.

TDP bünyesindeki Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi (TOCEK), başkent Lefkoşa'da yaşanan ve genç bir kadının ağır yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, kadınların kamusal alanlarda bile kendilerini güvende hissetmediği bir ortamda, hiçbir hükümetin güvenlik ve adalet konusunda başarılı olduğunu öne süremeyeceği savunuldu.

TOCEK, meydana gelen olayın sadece adli bir vaka olarak ele alınmaması gerektiğini, aynı zamanda kamusal sorumluluk boyutuyla da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Komiteye göre kadına yönelik şiddetin sorumluluğu yalnızca saldırgana ait değil; gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmeyen, önleyici politikaları uygulamayan ve etkin koruma mekanizmalarını kurmayan yönetimler de bu tablodan sorumlu.

Parti, saldırıyı bahane ederek göçmenleri veya farklı toplulukları hedef alan söylemlere de net bir şekilde karşı çıktı. Açıklamada, "Kadına yönelik şiddetin milliyeti yoktur. Irkçı söylemler gerçek sorumluluğu görünmez kılmakta ve siyasi yönetimin üzerindeki yükü hafifletmektedir" ifadelerine yer verildi.

TDP TOCEK, yetkililere üç maddelik somut bir çağrıda bulundu: Ev İçi Şiddet Yasası'nın vakit kaybedilmeden yürürlüğe konulması, polis, sağlık, sosyal hizmetler ve yargı arasında işleyen bir koruma ağının kurulması ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin tüm eğitim kademelerinde zorunlu hale getirilmesi. Açıklamanın sonunda, kadınların güvenliğinin seçim dönemlerinde hatırlanacak bir vaat olmadığı, devletin asli görevlerinden biri olduğu hatırlatılarak, şiddet korkusundan uzak bir toplum için mücadelenin süreceği kaydedildi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör