DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Güney Kıbrıs

Yasemi Öztürk'ten sert çıkış: Güney Kıbrıs'ın egemenliği İsrail'in elinde

21 Ağustos 2026 93 okunma
Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Yasemi Öztürk, Güney Kıbrıs'ın İsrail'in kontrolüne girdiğini ve havalimanlarının Mossad tarafından yönetildiğini öne sürdü. Öztürk, KKTC'nin de İsrail'in hedefleri arasında olduğunu savundu.
Öne Çıkanlar
  • Öztürk, Güney Kıbrıs'ın egemenliğinin İsrail'in elinde olduğunu iddia etti.
  • Havalimanlarının Mossad yönetiminde olduğunu ve Rum yönetiminin Tel Aviv'e teslim olduğunu öne sürdü.
  • İsrail'in "Büyük İsrail" haritalarında Kıbrıs'ın tamamının yer aldığını savundu.
  • Öztürk, KKTC'nin İsrail'in planlarına teslim olmayacağını vurguladı.

Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Yasemi Öztürk, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Kıbrıs'ta federasyon çözümünü savunan kesimlere yönelik dikkat çekici iddialarda bulundu. Öztürk, Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki stratejik konumuna vurgu yaparak İsrail'in bölgeye yönelik politikalarına ilişkin çeşitli değerlendirmeler paylaştı.

Öztürk, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Tel Aviv'e teslim olduğunu ve havalimanlarının İsrail gizli servisi Mossad'ın yönetiminde bulunduğunu ileri sürdü. KKTC'nin de "Siyonizm trenine vagon yapılmasının" İsrail'in temel hedefleri arasında yer aldığını savunan Öztürk, İsrail'in "Büyük İsrail" haritaları yayınladığını ve eski haritaların ortadan kaldırıldığını iddia etti.

Öztürk, söz konusu haritalarda batıda Kıbrıs'ın tamamının, kuzeyde Golan Tepeleri ile Suriye'deki bazı şehirlerin, doğuda Irak dahil İran'ın İsfahan kentine kadar uzanan bölgelerin, güneyde ise Sina Yarımadası'nın yer aldığını öne sürdü. Gazze'deki gelişmelerin ardından Kıbrıs'ı merkez alan bir "Büyük İsrail Projesi" gördüklerini belirten Öztürk, artık Kıbrıs'a "Siyonistlerin penceresinden bakarak" geleceğin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların karşı karşıya getirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Öztürk, Siyonistlerin farklılıkları çatıştırarak siyaset yaptığını savundu. "Kıbrıslı Rumlar bizim düşmanımız olamaz. Ancak düşman olarak gösterilir ve kışkırtılırlar" ifadelerini kullanan Öztürk, Kıbrıs Rum tarafının bu oyuna geldiğini ve Kıbrıslı Türkleri düşman olarak görmeye devam ettiğini ileri sürdü.

Öztürk, Güney Kıbrıs'ın İsrail'in etkisi altında olduğunu belirterek "Rum kesimi Siyonist İsrail'in işgali altındadır. Güney Kıbrıs'ın tüm egemenliği Siyonist İsrail'in ayakları altındadır" değerlendirmesinde bulundu. Paylaşımının sonunda KKTC'nin İsrail'in planlarına ve gizli pazarlıklarına teslim olmayacağını vurgulayan Öztürk, "Bizim vatanımız KKTC asla İsrail'in planlarına, gizli pazarlıklarına teslim olmayacaktır" ifadelerini kullandı.

Sık Sorulan Sorular

Yasemi Öztürk, Güney Kıbrıs'ın havalimanlarının Mossad tarafından yönetildiğini hangi kanıta dayandırıyor?
Haberde bu iddianın dayandığı herhangi bir kanıt veya somut bilgi yer almamaktadır.
Öztürk'ün bahsettiği "Büyük İsrail" haritalarının kapsamı nedir?
Öztürk, haritalarda batıda Kıbrıs'ın tamamının, kuzeyde Golan Tepeleri ile Suriye'deki bazı şehirlerin, doğuda Irak dahil İran'ın İsfahan kentine kadar uzanan bölgelerin ve güneyde Sina Yarımadası'nın yer aldığını öne sürüyor.
Öztürk, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki ilişki hakkında ne diyor?
Öztürk, Kıbrıslı Rumların düşman olmadığını, ancak Siyonistler tarafından kışkırtılarak düşman olarak gösterildiğini ve iki toplumun karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini savunuyor.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör