DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Güney Kıbrıs

AB'nin Kıbrıs Müdahalesi Ankara'nın Elinde Koz Oldu

23 Ağustos 2026 104 okunma
Rum yönetiminin Kıbrıs sorununa Avrupa Birliği'ni dahil etme ısrarı, beklenmedik biçimde Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılması tartışmalarını güçlendiriyor. Ankara, AB'nin 2004'te dondurduğu doğrudan ticaret tüzüğünü yeniden gündeme taşıyarak süreci kendi tezleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyor.
Öne Çıkanlar
  • Türkiye, AB'nin Kıbrıs sürecine katılımını Kıbrıslı Türklerin doğrudan ilişki kurması için kullanıyor.
  • Ankara, 2004'te askıya alınan doğrudan ticaret tüzüğünü referans alarak izolasyonun kaldırılması için baskı yapıyor.
  • AB temsilcisi Fitto, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılması talebinin taşıyıcısı konumunda.
  • Ankara ve KKTC, müzakere başarısızlığında izolasyonun kaldırılacağına dair güvence talep ediyor.

Haftalık Kathimerini gazetesinin haberine göre, Türkiye AB'nin Kıbrıs sürecine katılımını Kıbrıslı Türklerin uluslararası toplumla doğrudan ilişki kurması için bir araca dönüştürme stratejisi izliyor. Gazete, Ankara'nın Avrupa Komisyonu'nun 2004 yılında hazırladığı ancak askıya alınan doğrudan ticaret tüzüğünü referans alarak izolasyonun kaldırılması yönünde baskı oluşturduğunu yazdı.

Haberde, AB'nin Kıbrıs temsilcisi olarak atanan Rafaele Fitto'nun Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılması talebinin taşıyıcısı konumuna geldiği belirtildi. AB çevrelerinden edinilen bilgilere göre Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen de bu talepten haberdar durumda. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in açıklamalarında da Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılmasına atıf yaptığı ve çok taraflı konferansın ilanı için metodoloji anlaşmasını ön şart haline getirdiği kaydedildi.

Gazete, Ankara ve KKTC'nin bu tutumunun Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın ortaya koyduğu dört maddede somutlaştığını aktardı. Buna göre uluslararası toplumdan, yeni bir müzakere başarısızlığı durumunda Kıbrıs Türk tarafının mevcut fiili duruma geri dönmeyeceği ve izolasyonun kaldırılacağına dair güvence talep ediliyor. Bu çerçevede yalnızca doğrudan ticaret değil, direkt uçuşlar ve uluslararası toplumla doğrudan ilişki kurulması da meşrulaştırılmak isteniyor.

Haberde ayrıca BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin'in Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'i, Kıbrıs Türk tarafının müzakere masasına dönmek için talep ettiği üç D'yi (doğrudan ticaret, direkt uçuşlar, doğrudan ilişki) kabul etmeye teşvik ettiği hatırlatıldı. Gazetenin "Komisyon'un Günahkar Geçmişi Bugün Ankara'yı Cesaretlendiriyor" başlıklı bölümünde ise 2004'te Komisyon'un KKTC ile AB arasında doğrudan ticaret ilişkileri kurulmasını önerdiği, bu önerinin Rum tarafının tepkisini çektiği ve hukuki zemini nedeniyle eleştirildiği ifade edildi.

Sık Sorulan Sorular

Ankara'nın gündeme taşıdığı ve 2004'te dondurulan doğrudan ticaret tüzüğü tam olarak neyi kapsıyor?
Habere göre, bu tüzük Avrupa Komisyonu tarafından 2004 yılında hazırlanmış ancak askıya alınmıştır ve Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılması için referans alınmaktadır.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın ortaya koyduğu dört madde hangi güvenceyi talep ediyor?
Habere göre, uluslararası toplumdan yeni bir müzakere başarısızlığı durumunda Kıbrıs Türk tarafının mevcut fiili duruma geri dönmeyeceği ve izolasyonun kaldırılacağına dair güvence talep ediliyor.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in açıklamalarında çok taraflı konferansın ilanı için hangi ön şartı belirttiği aktarılıyor?
Habere göre, Guterres metodoloji anlaşmasını çok taraflı konferansın ilanı için ön şart haline getirmiştir.
Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör