DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN DOLAR/TL EURO/TL STG/TL GRAM ALTIN
Kuzey Kıbrıs'ın Sesi
TR
Sendika

"Korkunun Değil Güvenin Egemen Olduğu Bir Ülkede Yaşamak İstiyoruz"

08 Ağustos 2026 108 okunma
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Sinem Şığıt İkiz, artan şiddet olaylarının toplumda derin bir güvensizlik yarattığını belirterek, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için caydırıcı hukuk mekanizmalarının ve koruyucu sosyal politikaların ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) Genel Sekreteri Dr. Sinem Şığıt İkiz, son dönemde peş peşe yaşanan kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve bıçaklı saldırı gibi olayların toplumun güven duygusunu temelden sarstığını ifade etti. Yönetim Kurulu adına yazılı bir açıklama yapan İkiz, bu tür olayların yalnızca mağdurları ve ailelerini değil, tüm toplumu etkileyen ciddi bir halk sağlığı ve toplumsal güvenlik sorunu olduğuna dikkat çekti.

Sağlıklı bir toplumun sadece hastalıkların bulunmadığı bir yer anlamına gelmediğini vurgulayan İkiz, insanların korkmadan yaşayabildiği, çocuklarını güvenle büyütebildiği ve herkesin kamusal alanlarda olduğu kadar kendi evinde de kendini güvende hissettiği bir ortamın gerçek sağlıklı toplumu tanımladığını söyledi. Yaşam hakkının korunmasının devletin en temel sorumluluklarından biri olduğuna inandıklarını belirten İkiz, insanın suç işlendikten sonra değil, daha en başından korunabileceğini hissetmesi gerektiğini dile getirdi.

Kontrolsüz ve plansız nüfus artışının toplumdaki güvensizlik hissini derinleştiren önemli etkenlerden biri olduğuna işaret eden İkiz, bu sorunun sağlıktan eğitime, güvenlikten altyapıya kadar her alanda etkisini hissettirdiğini kaydetti. Ülkeye giriş yapan kişilerin yasal statülerinin etkin şekilde takip edilmesi, kayıt ve denetim süreçlerinin eksiksiz yürütülmesi ve kayıt dışına çıkan kişilere yönelik denetimlerin etkin biçimde yapılmasının hem kamu düzeni hem de toplum güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Kadınların şiddeti çoğu zaman en yakınlarından; eşlerinden, eski eşlerinden, partnerlerinden ya da aile bireylerinden gördüğünü hatırlatan İkiz, bu nedenle yalnızca yaşanan olaylara tepki vermenin yeterli olmadığını, şiddeti ortaya çıkmadan önleyecek mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Risk altındaki kadınların erken dönemde tespit edilmesi, koruyucu hizmetlere erişimin kolaylaştırılması ve toplumsal farkındalığın artırılmasının kadınların yaşam hakkını korumanın en önemli yollarından olduğunu belirten İkiz, şiddetin ve suçun cezasız kalacağı yönündeki algının mutlaka ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.

Yetkililere çağrıda bulunan İkiz, toplumun güvenliğini sağlayacak, kadınları, çocukları ve tüm bireyleri koruyacak önleyici politikaların gecikmeden hayata geçirilmesi, kamu düzenini güçlendirecek denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi ve hukukun üstünlüğünün kararlılıkla uygulanması gerektiğini vurguladı. İkiz, "Korkunun değil güvenin, şiddetin değil yaşamın egemen olduğu bir ülkede yaşamak hepimizin ortak hakkıdır" dedi.

Köşe Yazısı

Gelişmiş demokrasilerde siyaset, günlük hayatın daha çok arka planında işleyen rutin bir mekanizmadır ve manşetleri bu seviyede işgal etmez. Akışın bu kadar siyasete boğulması; toplumda yüksek bir gerilim, kutuplaşma ve sürekli bir "kriz/çözüm" sarmalı yaşandığını gösterir. Siyaset, teknik bir yönetim işinden çıkıp bir kimlik mücadelesine dönüşmüştür.

Sağlık haberlerinin yalnızca %5'te kalması — ve muhtemelen bilim, kültür-sanat, teknoloji gibi kategorilerin listede hiç olmaması — toplumun kişisel refah ve gelişim konularına ayıracak zihinsel enerjisinin tükendiğini gösterir. "Oksijenin büyük kısmını" siyaset yaktığı için, bireysel yaşama dair konular haber değeri taşımaz veya lüks algılanır.

Veriler aynı zamanda okuyucunun refleksini gösterir. İnsanlar polemik, çatışma ve güç mücadelelerine daha fazla tıklama eğilimindedir. Siyaset, maalesef çoğu zaman toplumun günlük "reality show"u gibi tüketilir ve en çok etkileşimi bu içerikler üretir.

— Editör